Pages

Ads 468x60px

Bir Otizm Yaşam Öyküsü


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım . Bir Otizm Yaşam Öyküsü

Bir Başka Otizm Oikayesi

Birsen Başar’a (26) ‘yüksek fonksiyonlu yetişkin otistik’ tanısı konduğunda 21 yaşındaydı.

Yaşadıkları önce kitap yazarak paylaştı. Sonra da konferanslar vererek. Başar, bu yıl ikinci kez İstanbul’a geldi ve kendi organize ettiği toplantılarda otizmli ailelerle buluştu. Kendi otizm hikayesiyle moral verdi. Başar, “Otizmin başka yüzünü göstermek istiyorum” diyor.

Hollanda’da yaşayan Başar, otizmin daha az bildiğimiz yüzü. Sorunlar yaşasa da eğitimini tamamlamayı ve işletme diploması almayı başardı. 4 dil konuşabiliyor. Halen yaşadığı şehir olan Breda’da belediyede part time olarak çalışıyor. Sair zamanlarda otizm uzmanlığı, tiyatro ve yan flüt eğitimleri alıyor, oyunlar yazıyor. Kalabalığı yorsa da İstanbul’da Taksim’i seviyor.

BİRSEN ZORU BAŞARIYOR / WEB TV

HALA SORUNLARI VAR AMA BAŞEDİYOR

Bakmayın başardıklarını bir paragrafta özetlememe, aslında bunları kolay başarmadı. O da kendi cephesinde, başka türlü savaşlar verdi. 3 yaşına kadar hiç konuşamadı. Zekayla ilgili sorunu yoktu ama yaşıtlarından farklıydı. Okul hayatında derslerden çok arkadaşları ve öğretmenleriyle iletişim konusunda sorunlar yaşadı. Söz alamıyor, nasıl lafa gireceğini, ne konuşacağını kestiremiyordu. Yaptıkları şakaları anlamıyordu. Hep yalnızdı. Ama zekası ve inanılması zor hafızası başka aksilikleri kapatıyordu. Ödevlerini kolayca yapıyordu. Asıl sorunlarını, 8 yıl devam ettiği ve artık iyice alıştığı okuldan sonra liseye geçince yaşamaya başladı. Farklı bina, sınıflar, arkadaşlar onu çok zorladı. Önce aile hekimi gördü, sonra bir psikiyatri uzmanı. 15 yaşında psikiyatri desteği almaya başladı. Ama doğru tanıyı duymak için 21 yaşına kadar beklemesi gerekecekti.

ARTIK FARKEDİLDİ

Başar’ın kitabının adı Ben de Artık Farkedilmek İstiyorum. Aslında hala bunun için uğraşıyor. Çok yol almasına rağmen sorunları bitmiş değil. “Beynimin söylenenleri anlaması için daha çok zamana ihtiyacım var. İşte bazen bana “sen sağır mısın?” diye takılıyorlar. Üst üste şaka yapılırsa anlayamıyorum. Söylenen bilgileri hemen deşifre edemiyorum” diyor.

Yetişkin olsa da otizmi hatırlatan davranışları devam ediyor. Hep aynı marketten alınmış, aynı markanın, aynı konserve yemeğini yiyor. 5 yıldır aynı model ayakkabıyı giyiyor. Nevresimlerinin değişmesinden hiç hoşlanmıyor. “Örneğin sinemaya giderken sorun yaşamıyorum. Ama insanlarla grup içinde kaynaşmakta, aktivite yapmakta zorluk yaşıyorum. İnsanlar nasıl arkadaşlık kurar bilmiyorum. Duygularını anlayamıyorum” diyor. Başar yine de kendini aşmayı başardı. Kendi deyimiyle “beyninin içindeki negatif duyguları” durdurmak için antidepresan kullanıyor. Üniversitede çok zorlanarak kazandığı alışkanlıkla şimdi toplulukların karşısında sunumlar yapıyor.

ORGANİZATÖR GİBİ ÇALIŞIYOR

Bu kadar zor iletişim kuran biri nasıl oluyor da seyahatler, toplantılar organize ediyor? Son ziyaretinde THY’den sponsorluk almış mesela. “Herşeyi bilgisayar başında hallediyorum. Bilgisayarla iletişimde güçlük çekmiyorum. Sponsorluk ayarlıyorum. Daha fazla sponsor bulsam, konuşma yapmaya daha sık gelirim. 21 boyunca evden okula, okuldan eve gittim. Hayatı hiç görmedim. Böyle aktiviteler yaparak insanlarla tanışıyorum. Otizmi nasıl yaşadığımı anlatmak istiyorum. Otizm her zaman zihinsel sorunlarla birlikte görülmüyor. Benim gibi bir grup otistik de var. Ama çoğu kendilerini gizliyor” diyor.

Anne Demeyi Öğretiyorlar

Bu öğretmenler okumayı değil, anne demeyi öğretiyorlar
Saliha Erdem ve Göksu Coşkun'un sadece ikişer öğrencisi var. Onlar otistik öğrencilerini günlük hayata hazırlıyor.
Tuvalet, temizlik gibi bilgileri öğretiyorlar. Öğrencilerin 'anne' ve 'öğretmenim' demesi, onlar için çok büyük bir mutluluk.

Yarın 24 Kasım öğretmenler günü. Zorlukları aşmak için ellerinden geleni yapan, özveriyle çalışan her öğretmenin farklı bir hikayesi var. Saliha Erdem ve Göksu Coşkun da mesleğe gönüllerini vermiş iki öğretmen. Onlar 60 öğrencisi olan Yıldırım Belediyesi Hacı Mehmet Zorlu İş Okulu ve Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi'nde görev yapıyor. Her ikisinin de yalnızca ikişer öğrencisi var. İki öğrenci de otistik... Zihinsel engelliler sınıf öğretmeni Saliha Erdem, öğrencileriyle ilgilenmek için önce performans değerlendirmesi yaptıklarını söylüyor. Hazırladıkları Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) ile öğrencilere hitap ettiklerini anlatan Erdem, "Çocuklara öncelikle günlük yaşamdaki alışkanlıkları öğretmeye çalışıyoruz. Büyük çoğunluğu tuvalet eğitimini dahi bilmiyor. Öz bakım, günlük yaşam ve sosyal yaşam konularına ağırlık veriliyor." diyor. İki öğrencisinden birinin konuşamadığını kaydeden Erdem, "İkisi ile farklı ilgileniyoruz. Bir öğrencim ile konuşarak diğeri ile ise ses çıkartarak, tepkiler, jest ve mimiklerle iletişim kuruyoruz." ifadesini kullanıyor.

Verdikleri eğitime rağmen aylar sonra başa dönme ihtimalinin bulunduğunu ifade eden Saliha öğretmen, "Kesinlikle sabır isteyen bir meslek. Bazen çocuğa aylarca bir şey anlatıyorsunuz, öğrenmiş oluyor ama ertesi gün sorduğunuzda yok, sıfırlamış, tekrardan başlıyorsunuz." diyor. "Diğer öğretmenlerin öğrencileri okul müdürü, banka müdürü, mühendis, doktor, avukat oluyor. Ama bizde o beklenti yok. Çocuk anne veya öğretmenim desin bize yeter." diyen Saliha Erdem, bir çocuğun kırmızıyı öğrenmesinin bile tarifi imkânsız mutluluk verdiğini söylüyor. Zihinsel engelliler sınıf öğretmeni Göksu Coşkun, aile dostları olan ilkokul öğretmeninin spastik kızının kendisini bu mesleğe yönlendirdiğini dile getirdi. Biri kız 2 öğrencisinin bulunduğunu anlatan Göksu öğretmen, "Birine yazı öğretirken, diğerine ise kavram öğretimi yapıyoruz." diyor. Zaman zaman aceleci davrandığını söyleyen Coşkun, "Bazen ümitsizliğe kapıldığım oluyor. Ama biraz ilerleme görünce mutlu oluyorum." diye konuşuyor. Öğrencisinin kendisine önce anne dediğini aktaran Coşkun, "Şimdi öğretmenim diyorlar. Öğrencimin 'öğretmenim' demesi beni çok mutlu ediyor." ifadesini kullanıyor. Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi ve İş Eğitim Merkezi Okul Müdürü Ümit Yenisoy, en hassas bölüm olan otistik çocuklar merkezinde bireysel eğitim verdiklerini belirtiyor. Merkez, Yıldırım Belediyesi tarafından 42 dönümlük arazi üzerine kurulduktan sonra Milli Eğitim Müdürlüğü'ne devredilmişti.
Kaynak http://www.samanyoluhaber.com/

Asperger Sendromu

Asperger Sendromu otizmin başka bir türüdür.Aspergerli bireylerin öğrenme ile ilgili problemleri yoktur.Fakat bazı seyleri anlamak diğer otizmli bireyler gibi onlara da zor gelir.Diğer bireylerin ne hissettiğini anlamakta,kendi isteklerini uygun şekilde aktarmakta zorlanmaktadırlar.Yeni arkadaşlar edinmekte ve yeni ortamlara girdiklerinde uyum sağlamakta zorlanmaktadırlar.Diğer insanların düşüncelerini ve duygularını anlamakta zorlanmatadırlar.Yapılan şakaları ve soyut düşünceleri anlamakta zorlanmaktadırlar.Asperger tanısı alan bireyler konuşmada zorlanma ya da gecikme yaşamazlar.Konuşmalarında gramer yapısı düzgün cümleler kurmalarına rağmen içerikle ilgili sıkıntılar yaşarlar.Fakat bu bireylerin normal yaşta konuşmaya başlamaları ve gramer anlamında düzgün cümleler kurmaları konuşma ve dil terapisine ihtiyaçları olmadığı gibi bir kanı uyandırmaktadır.Oysa ki cümlelerin düzgün kurulması ve konuşmanın var olması,bu eğitime ihtiyaçları olmadığı anlamına gelmemektedir.

Çalışma alanlarının seçimi önemlidir

Pencere, ayna veya malzeme dolabının önü gibi dikkat dağıtıcı yerlerde çalışmak, dikkati çabuk dağılan bir çocuk için uygun değildir. Boş bir duvara dönük minimum uyaran olan bir yer/masa, sık sık dışarı çıkmak isteyen bir çocuk için ise kapıdan uzak bir nokta çalışma için başlangıçta daha uygun olacaktır.

Sınırlar ve öğrencinin gereksinimlerine uygun düzenlemelerin yapılması önemlidir. Çalışma alanı, özel aktivite alanları belirlendikten sonra seperasyonlar, mobilyalar ya da tabanın bantlarla ayrılması gibi düzenlemelerle çalışma alanı görsel olarak ayrılabilir olmalıdır. Materyaller düzenlenirken her öğrencinin gereksinimi dikkate alınmalıdır. Dikkati çabuk dağılan bir çocuk için materyallerin sırayla almasını sağlayacak şekilde kutular/sepetler içinde rafta dizili olması uygun olabilir. Her çocuk için gerekli olan fiziksel çevre yapılandırma miktarı belirlenmelidir. Çocuk bağımsız çalışmayı geliştirdikçe fiziksel yapılandırma miktarı azaltılmalıdır.

Asperger Sendromu ve Otizm

Asperger sendromu nedir? Asperger sendromu kimlerde görülür, tedavisi nasıldır. İşte cevaplar.

ozel ogrenme guclukleri disleksi otizm cocuk cocukta davranis sorunlari  Asperger Sendromu ve OtizmAsperger sendromu diğer insanlarla etkileşimi oldukça zorlaştıran gelişimsel bir bozukluktur. Çocuğunuz sosyal olarak beceriksiz olduğu için arkadaş edinmeyi çok zor bulabilir.

Asperger sendromu olanlarda otizm özelliklerinin bazıları vardır. Örneğin; sosyal becerileri zayıftır, rutini severler ve değişiklikten hoşlanmazlar. Fakat otistiklerin aksine Asperger sendromu olanlar normal olarak konuşma becerisinin geliştiği yaşta, yani 2 yaşından önce konuşmaya başlarlar.

Asperger sendromu hayat boyu sürer, fakat belirtiler zaman içerisinde düzelme eğilimindedir. Yetişkinler kendi güçlü ve zayıf yönlerini anlamayı öğrenebilirler ve sosyal becerilerini geliştirebilirler.

Hem Asperger sendromu hem de otizm yaygın gelişimsel bozukluklar grubuna dahildir. Asperger sendromunun nedeni tam olarak bilinmemektedir ve bunu engellemenin yolu da bilinmemektedir. Genetik olduğu düşünülür ve bunun üzerine araştırmalar yapılmaktadır.

Asperger sendromunun en önemli belirtisi sosyal durumlar karşısında yaşanan problemlerdir. İki Asperger sendromlu çocuk birbirine benzemez, çünkü belirtiler çok çeşitlidir.

Kısırlık Tedavisi Otizm Riskini Dört Kat Arttırıyor

Verimsiz spermli erkeklerde uygulanan kısırlık tedavisinden sonra doğan çocuklarda düşük IQ ve otizm riskinin arttığı belirtildi.

Kısırlık tedavisinde otizm ve düşük IQ riski olduğu açıklandı. İsveçli bilim insanlarının belirttiğine göre verimsiz spermli erkekler için başvurulan kısırlık tedavisi çocukların düşük IQ’lu ve otistik doğma riskini artırıyor. Uzmanlar ayrıca aynı tür tedvinin kullanılmasının ikizler ve üçüzleri etkileyen otizmin ağır bir türü ile bağlantılı olabileceğini söyledi.

Çalışmada mikroenjeksiyon (ICSI) tedavisinden sonra doğan bebeklerde büyük risk olduğu ortaya çıktı. Ancak bu riskin tetiklenmesinin sebebi henüz net olarak açıklığa kavuşmadı. Araştırmacılar bu tedavi yönteminde bir çocukta ağır otizm vakasının görünme riskinin dört kat daha arttığını belirtti. Ama 2.5 milyon doğum verisini analiz eden uzmanlar ICSI bebeklerinin gerçek anlamda etkilenme şasının çok düşük kaldığını vurguladı.

Journal of the American Medical Association dergisinde yayımlanan araştırmada ilk kez kısırlık tedavisi ile otizm ve entelektüel yetersizlik arasındaki bağ incelendi. Uzmanlar bu yöntemle doğan çocuklarda zeka bozkluğu -IQ’nun 70′in altında çıkması- çıkması riskinin yüzde 51 arttığını kaydetti. Yani 100 bin çocukta 62′den 100 bin çocukta 92′ye yükseliyor.

Londra King Collage Psikiyatri Enstitüsü’nden Dr. Avi Reichenberg “Bizim çalışmamız erkek doğurganlığını geliştirmek için uygulanan tedavi ile bebeklerde gelişimsel bozuklukların artma riskinin bağlantılı olduğunu gösterdi” dedi.

Kaynak:GAZETEPORT

Hamilelik Gribinde Otizm Riski

Bilim insanları, gebelikte bir haftadan uzun süren grip ve ateşli hastalık geçiren annelerin bebeklerinde otizm riskinin arttığını ortaya çıkardı.

ANKARA - ''Pediatrics'' dergisinde yayımlanan araştırmaya göre otizm riski, gebeliklerinin ikinci üç aylık döneminde grip geçiren annelerin çocuklarında iki kat, bir haftadan uzun süren ateşli hastalık geçiren annelerin çocuklarında ise 3 kat fazla.

Danimarka'daki bilimciler ile ABD hastalık kontrol ve önleme merkezleri araştırmacıları tarafından yapılan çalışmaya 97 binden fazla anne ile 1997-2003 yılları arasında doğan çocukları katıldı. Anneler ile doğum öncesi ve doğum sonrası anket yapan bilim insanları, gebelik sırasında geçirdikleri hastalıklar ve kullandıkları ilaçlarla ilgili yaklaşık 200 soru sordu.

Bilim insanları, gebelikte antibiyotik kullanımının da otizm riskini artırdığını gözlemledi.

Hamilelerin Çevrelerindeki Yapay Maddeler Bebeğin Otizm’li Doğmasına Neden Olabiliyor

“Kız mı olsun, oğlan mı?” diye sorarlar hamilelere.

Cevap bellidir: “Eli ayağı düzgün olsun da, ister kız, ister oğlan olsun…” Bebeğin sağlıklı olması bütün anne babaların ortak rüyasıdır.

Günümüzde öyle aileler var ki, sağlıklı doğan, 1-2 yaşına kadar sağlıklı gelişen, onlara agucuk yapan, gülen bebekleri yüzlerine bakmaz, onlarla iletişim kurmaz oluyor.

Diğer çocuklarla oynamıyor, diğer çocuklar gibi davranmıyor. Otizm teşhisi konuyor. Aile kahroluyor.

Çağımızın vebası diyorlar otizme. Salgın bir hastalık gibi yayılıyor. Suçlu hepimiziz… Dünyayı kirletenler…

Analarının korunaklı rahminde bile kendilerini bulan zehirlerden kurtulamıyor bazı bebekler.

Hastalanmasınlar diye vuruldukları aşıdan, antibiyotikten, başlarına sürülen şampuandan zehirleniyorlar.

Kimi zaman renkli gazozun boyası, kimi zaman da elma kurtlanmasın diye kullanılan tarım ilacı vuruyor yavruları.

Hamile annenin saç boyası, ruju; uyudukları odanın PVC pencere çerçevesi, duvar boyası da masum değil.

Zehir vücutlarında geziniyor, en çok da beyin ve sinir hücrelerinde…

Zehir onu ne kadar erken yakalamışsa, hastalığın şiddeti de o kadar ağır oluyor. Anne karnında yakalamışsa çok daha ağır…

Mide-bağırsak sorunları, bunlara bağlı olarak gelişen vitamin, mineral ve amino asit eksiklikleri, başta süt ve buğday olmak üzere çeşitli gıda proteinlerine karşı gelişen besin tahammülsüzlükleri, yeteri kadar güneşlenmeme ve maruz kalınan çeşitli toksinler bir araya geldiğinde otizm tablosu oluşuyor.

Herkesin gördüğü gibi göremiyor, işittiği gibi işitemiyor, kafalarının içinde bir ışık ve ses bombardımanıyla yaşıyor otizmli çocuklar…

O küçücük vücutlarında binbir türlü sorunla uğraşıyor; beyin kan akımında azalma, sinir sistemi iltihabı (nöroenflamasyon), bağışıklık yetersizliği, oksidatif stres, mitokondri fonksiyon bozukluğu, sinir-ileticisi (nörotransmitter) bozukluğu, toksin temizleme sorunları ve bağırsak florası bozukluğu ile mücadele etmeye çalışıyorlar…

Eskiden, otizm kelimesi nadiren duyulurdu. Belki de, “Yağmur Adam” filminde Dustin Hoffman’ın canlandırdığı karakterin hastalığı olarak tanıdık sadece.

Şu anda ABD’de her 150 çocuktan biri otizmli. Otizm sorunu, Türkiye’de de bir çığ gibi büyüyor.

Prof. Dr. Ahmet Aydın ve Uz. Dr. Cem Kınacı’nın birlikte hazırladıkları kitap, “otizm tedavi edilebilir” diyerek, otizmi ailesinde yaşayanlara yardımcı olmayı hedefliyor.

Otizmin biyomedikal tedavisini detaylarıyla anlatıyor. Konuyla ilgilenen hekimlere ışık tutuyor, dünya çapındaki literatürü gösteriyor.

Asıl hedefiyse başka, henüz doğmamış çocukları kurtarmak…

Alacağınız önlemlerle, yiyip içtiğinize, kullanacağınız kozmetiğe, duvar boyasına göstereceğiniz özenle bu salgının önüne geçmek mümkün.

Bir anne, sadece yoğurt mayalamak ile bile çocuklarının hayatını değiştirebilir…

Kaynak:Haberdar
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...