Pages

Ads 468x60px

Fiziksel Ortamın Yapılandırılması

Çalışılan mekanın düzenlenmesi önemlidir. Belirli aktiviteleri nerede yapacağı açık olarak belirlenmelidir. Çocuk bireysel olarak çalışacağı alanı, oyun alanını arkadaşları ile çalışacağı alanı, NE öğreneceğini, NEREDE öğreneceğini bilmelidir. Böyle bir düzenleme kendinden ne beklendiğini ve neyi nerede yapacağını daha kolay anlamasını sağlayacağı için belirsizlikten kaynaklanan anksiyetesini azaltacaktır. Çalışmadan sonra oyun alanına gidiyorsa çalışma ile oyun arasındaki ilişkiyi daha iyi anlayabilecektir.

Aylelerin Hikayesi

GÜLÇİN VARDARCI VE OTİSTİK OĞLU CEM ÖRNEK BİR YAŞAMI PAYLAŞTI
Melekler Mekanı Anneliğin dayanılmaz mutluluğu!.."

Bir "Rain Man" ile annesi müthiş mücadeleyi paylaştılar... Onlar şimdi kendisi gibi olan ailelere yardım ediyor

Yıllar önce oynayan, "Rain Man" filmini seyretmiş miydiniz? Dustin Hoffman'ın oynadığı otistik bir gencin hikayesini anlatan film yıllar geçse de içimden silinmedi! İşte böyle bir delikanlı ve onun fedakar annesiyle buluştum geçen gün... Yanında, oğlunun gelişim yolculuğu ile ilgili bir valiz dolusu belge ve CD ile gelen Gülçin Vardarcı gözleri yaşararak anlattı, bu zorlu hayat yolculuğunu. 15 yaşına gelen Cem, artık yaşıtları gibi eğitim alıyor, gitar ve bateri çalıp, konserler bile verebiliyor. Gülçin Hanım, oğlu için yaşıyor. Yaşamı Cem'in ekseninde dönüyor!

"NAZAR DEĞMESİN"
Anneler gününe birkaç gün kala, gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı röportaj eminim pek çok otizm hastası çocuğu olan aileye de umut olacaktır.
Her türlü gıdayı yiyemeyen ve Gluten'li gıdalarla beslenen Cem'in en büyük meraklarından biri de kek ve kurabiye yapmak. İlk zamanlar gazeteye haber olmasını, "Bana nazar değer" diye reddeden Cem, daha sonra bu işe bir çözüm bularak; yayınlanan gazeteyi saklar ve böylece kimse onun haberini okumamış olur!
Şu anda en önemlisi, Cem kendi durumunu biliyor ve normale dönmek için olağanüstü bir çaba gösteriyor! Hatta, kendi duygularını, yaşadıklarını anlatan bir kitap hazırlığında...
Gülçin Hanım, ne mutlu size... Anneler gününüz kutlu olsun...

FARKLI BİR ÇOCUK
- Oğlunuzun otistik olduğunu kaç yaşında ve nasıl fark
ettiniz?
"Önce beni annelik ile tanıştıran ve 'anne' sözcüğünü ilk anneler gününe denk getiren kızıma teşekkür etmek isterim. Herkes evlat sahibi olurken kızım gibi evlat sahibi olmayı düşler. İkinci çocuğum Cem'in, 4 yaşında otistik olduğu anlaşıldı. Ben anlamadığım gibi, pek çok doktor da tanı koyamamıştı. Anneliğiyle yarışamadığım annem Nesrin Berker, doktorlara ısrarla 'Bu çocukta bir farklılık var' dedi ve torununu kurtarmaya çalıştı."
- Oğlunuz için verdiğiniz uğraşlar kaç yıl sonra meyvesini verdi?
"Tanı konduktan sonraki şokumuzu atlatıp 'Ne yapabiliriz' diye araştırmaya başladık.O zamanlar kaynak yoktu, internet yoktu hiç kimse bir şey bilmiyordu. Çok zorlandık. Arkadaşımın tavsiyesiyle bulduğumuzçok kısa sürede Cem'i konuşturmayı başardı ancak yanlış yönlendirilmelerle çok hatalar yaptık, ama bize göre doğru terapiyi bulduğumuz andan itibaren 4 yıl içinde yüzde 98 iyileşmiş tanısı geldi."
- Kimler sizi destekledi?
"En büyük destek ailemden geldi. Arkadaşlarım, terapistler, öğretmenler, kuzenlerim ve okul müdüremiz yardımcı oldu. Cem de iyileşme sürecinde benimle işbirliğine girdi. Tıp maalesef bu çocuklar için yapılacak bir şey olmadığı görüşünde. Bu hastalığın nereden geldiğini ve nasıl tedavi edileceğini bilmiyor olabilirsiniz. Düşünün, bir iskelede duruyorsunuz ve denize düşmüş olan çocuğunuz sizden yardım istemekiçin elini çıkartmış, ona çürük de olsa mutlaka bir ip atmaz mısınız, kurtarmak için her çabayı göstermez misiniz?"

"PES ETMEDİM"
- Hiç pes ettiğiniz oldu mu?
"Hala her gün 'tamam mı, devam mı?' diye kendime sorarım ama en ufak bir gelişme bile beni, oğlumu ve tüm ailemi ileriye taşıyor."
- Daha önceden biliyor muydunuz bu hastalığı?
"Otizmi ilk, 'Rain Man' filminde Dustin Hoffman rolüyle tanımıştım. Ve o müthiş zekanın, hiç konuşmak istemediğini ve takıntılarını izlemiş, sevginin gücünü gözyaşlarıyla seyretmiştim."
- Siz sevginizle oğlunuzu yarınlara nasıl taşıdınız?
"Ben Rain Man filmini defalarca seyredip, oradaki karakterlerin kuvvetli yanlarını görüp, oradaki hataları öğrenip hayatımı ona göre planladım. Sanki orkestra şefi gibiyim, 10 yıldır uğraşıyorum. Yapmadığım şey, çalmadığım kapı kalmadı. Sonunda anladım ki; bu hastalık sabır ve sevgi istiyor. Her şey sizin elinizde. Oğlumla maçlara bile gittim. Çok kararlı bir insanım, Allah'ın izniyle oğlumu görmek istediğim seviyeyegetirebildim. Vaktimin neredeyse hepsini Cem'e ayırmama kızım Gülser izin vermeseydi, tahsilli olmasaydım, lisan bilmeseydim ve güçlü kadınların çıktığı bir aileden gelmeseydim, eşim beni desteklemeseydi, kariyerimden vazgeçmeseydim, herkesle olumlu ilişkilerim olmasaydı, bu bilinmezi hala öğrenememiş olurduk ve oğlumun yaşamdan bugünkü gibi keyif alması söz konusu bile olamazdı."

KRİTERLER
- Otizmi tam anlamıyla tanımlar mısınız ?
Birinci şart göz temasının olmaması, sonra dokunmamak-dokunamamak geliyor, geç konuşma veya söylenen sözcükleri tekrarlamak, yinelenen
hareketler, ritueller, uyku problemleri, limitli yeme, sosyalleşememe, anlamsız çığlıklar, akranlarıyla oyun oynayamama, savan zeka gibi pek çok kriter var. Olası nedenleri ise, karma aşının içindeki tiomersal (civa), antibiyotikler, alerji, besin intoleransı, metal zehirlenmesi, kimyasal zehirlenme, mantar enfeksiyonları, viral enfeksiyonlar, bakteriler, duyusal problemler (sensory), beynin ve amigdalanın daha büyük olması gibi pek çok sebebin varlığından bahsediliyor."

BAŞARIYOR...
- Cem artık baterigitar çalıyor, hatta Haluk Levent'le birlikte konser vermiş! Tenis oynuyor, bir çok aktivitenin yıldızı. Cem'in hayat yolculuğu pek çok otistik çocuğa umut olacaktır. Sevgisini, son damlasına kadar çocuğuna veren, fedakar bir annenin son cümlelerini alabilir miyim?
Tüm anneler gibi olağanüstü durum söz konusu olunca, ben de enerjimi o yöne kanalize ederim. Çocukları ateşlenip de mutsuz olan annelerden farkım bu işin kronik olması ve tanı aşamasında ve eğitimde çok zaman kaybetmiş olmamız. Bugün farklı bir misyonumuz oluştu. Hem Cem'de kalan otizmin tortusunu yok etmeye çabalarken, hem de Cem'i deedip, kızım, eşim ve ben ailelere, otizmle yaşarken öğrendiklerimizi anlatıyoruz. Şu anda dünyada AIDS ve kanserden sonra gelen ve en hızla artış gösteren bir rahatsızlık. Yeni tanı konan çocuklara vakit kaybetmemeleri için kendi oğlumda yaptığım deneme yanılma yöntemlerimi, terapistimden öğrendiklerimi, internetten ve okuduğum kitaplardan yaptığım tercümeleri paylaşıyorum. 2005 yılında Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde gönüllü konferanslar verdim."
-Ya kızınız ne yapıyor?
Kızım Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde tez olarak Sensory İntegration'i anlattı. Koç Üniversitesi'nde master yapıyor ve araştırıyor. Şimdiye kadar bu bilinmeyen hastalıktan, maddi bir kazanç elde etmeden, tamamen gönüllü olarak pek çok aileye yaptıklarımı anlattım ve bunları VCD olarak herkese ulaştırdım. Cem ile birlikte "otizmliyken neler hissettiğine" dair bir kitap yazma hazırlığındayız. 11 dakikalık belgesel yapma amacındayız. Biliyorum, Cem çok ünlü bir müzisyen olacak. Terapi ile iyileşen bir çocuk, tıpkı tüm normal insanlar gibi, okula gitmeli, spor yapmalı, gelişebilmeli. Cem, müzik okuluna giderse çok mutlu olacak ve bugüne kadar yapılanlar anlam kazanacak."

Ailelere öneriler
- Cem'in otizm oluşunun nedeni belirlendi mi? Tanı konmuş çocukların ailelerine, ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?
Evet, Cem'de çok antibiyotik kullanımı nedeniyle ve karma aşı tahribatı var. Eğer şu anda yeni otizm tanısı konmuş bir çocuğum olsaydı, hiç vakit kaybetmezdim. Göz yaşlarımı kurular ve çalışmaya başlardım. Otizmin henüz bir tedavisi yok. Ama çalışırsak, yaşam çocuk ve ailesi için o kadar da umutsuz değil. İlk yapacağım yoğun bir şekilde Sensory Integration Therapy, Auditory Integration Therapy, diyet, Hipotherapy ve masaj yapmak olurdu. Eve gerekli materyali alırdım. Yüzme öğretirdim. Bisiklete, salıncağa bindirirdim. Diyet yapar, antibiyotik vermezdim. Doktorumu bu konuyu öğrenmeye teşvik ederdim. İngilizce öğrenirdim. İnternete girerdim. Milli Eğitim Bakanlığı'na, otizmde eğitiminin gerekliliğini anlatırdım."

"Adeta evimize bomba düştü!"
Otizm nedeni tam olarak bilinmeyen bir hastalık. 4 yaşına kadar ailenin fark edemediği bu hastalığın teşhisi Cem'e konduğunda "Evimize bomba düştüğünü hissettik" diyor Gülçin Hanım. O yıllarda 9 yaşında olan kızı bir gün kardeşine "Hırsız Cem, annemi çaldın" demiş! Abla, şu anda 20 yaşında bir üniversite öğrencisi. Kardeşiyle daha iyi iletişim kurabilmek için, psikoloji okuyacak kadar Cem'e düşkün.

Hanen Programını

Hanen programını üç temel kural üzerine kurmuştur.
KURAL 1. Çocuğun iletişimde lider olmasına izin verin. -Gözlemek -Beklemek -Dinlemek Yüz yüze olun Çocuğun ilgilerini takip edin ve ilgisini fazlası ile çekebilecek durumlar yaratın. a) Taklit edin b) Dillendirin c) Yorumlayın d) Katılın ve çocukla oynayın İletişimde,karşılıklı olmasına dikkat ederek sıra alın.Zor çocukları,liderliğine teşvik etmek için; a) Çok sevilen oyuncakları kullanın b) Günlük herhangi bir durumu sevilen bir aktiviteye dönüştürün. c) Çocuğun ihtiyaçlarını önceden tahmin etmeyin. d) Sosyal rutinleri kullanın.
KURAL 2. Anı paylaşmak için dilinizi ve davranışlarınızı çocuğa göre düzenleyin. Sosyal rutinler. a) Ortak dikkati sağlayın b) Çocuğun iletişimde sıra almasını sağlayın Fazla konuşmaları azaltmak, a) Yavaş olun iletişimi durduran değil sürdüren sorular sorun c) Dili çocuğun anlayabileceği şekilde uyarlayın
KURAL 3. İletişime dil ve deneyiminizi katın. İsimlendirin Betimleyin Mimik ve hareketler kullanın Yavaş olun Anahtar kelimeleri abartın Konuşmalarınızın konu ve içeriğini çeşitlendirin Çocuğun oyununu zenginleştirin

Frajil X Sendromu

Frajil X Sendromu, Otizm ve Şizofreninin Nöronal Sinapslardaki Ortak Mekanizmaları…
Şizofreni, otizm ve zihinsel engellilik gibi çeşitli psikiyatrik durumlar aynı beyin hücre anormalliklerini paylaşmakta ve beyin hücreleri arasındaki temasın (sinaps) az gelişmiş ve işlevsel olmadığı bilinmekte.

Claudia Bagni, Hollanda, Fransa, ABD ve İngiltere’nin önde gelen laboratuarları, VIB, KU Leuven ve İtalya’da Tor Vergata Üniversitesi ile işbirliği yapan grup;

Beyin hücreleri arasında doğru ilişkileri oluşturmak için gereken iki biyolojik süreci, tek bir proteinin (CYFIP1) nasıl yönettiğini  çözdüklerini söylüyorlar.

Araştırmacılar çeşitli nörolojik bozukluklar ile ilişkili iki sürecin dengesi için önemli olan çeşitli proteinler tespit ettiler ve çalışmaları önde gelen dergilerden journals Neuron ‘da yayınlandı.

Claudia Bagni (VIB/KU Leuven/Tor Vergata-Rome):

“Bu bulgularda beynimizin içindeki şekillenmenin nasıl olduğunun anlaşılmasına ve otizm, şizofreni ve zihinsel engellilik gibi durumları daha iyi anlamak adına gerçekleşecek gelecekteki çalışmalar için ışık tutacak önemli sonuçlar elde edildi.

Bu çalışmanın, dikkate değer  önemli bir diğer etkisi de

5 Avrupalıdan  1’inin hafif veya ciddi gelişimsel özürlü olma riski ile karşı karşıya olduğunu göstermesidir.

Beynimizde, beyin hücreleri arasındaki iletişim için gerekli olan,

Sinapslar bulunmaktadır. Sinyaller bir hücreden diğerine sinapsler sayesinde geçer. Sinapsler ile beyin hücreleri (nöronlar) arasında 100 milyardan fazla temas bulunmaktadır.

Sinapsler çok kontrollü bir şekilde düzenlenmesi gereken yaklaşık 2000 protein içeren küçük ” tren  istasyonları ” gibidir.

Bu alanda herhangi bir küçük hücresel işlev bozukluğu, beyin hastalığı ile sonuçlanabilir.


Otizm, şizofreni ve zihinsel engellilik (Sendromu, Frajil X Sendromu, Alzheimer Hastalığı) kötü işleyen sinapse bağlı beyin koşullarından sadece birkaç örneğidir.

Frajil X sendromunun moleküler çalışmalarının önderlerinden Claudia Bagni ekibi Frajil X sendromunun zihinsel engelliğin önde gelen nedeni kalıtsal olmasıdır diyor.

Hastalarda sıklıkla otizm benzeri davranışlar, anksiyete, saldırganlık, hiperaktivite ve kendine zarar verme davranışı gözlenmektedir.

Frajil X sendromunda  önde gelen neden ; sinaps için gerekli doğru yapı taşlarını teminden sorumlu (FMRP)  proteinin yokluğudur. Bunun yokluğu zihinsel engelliliği getirmektedir.

Claudia Bagni ve ekibi daha önce FMRP nin  CYFIP1 (proteini) ile düzenleyen bir kompleks oluşturduğunu göstermişti. Şimdi ise CYFIP1’in 2 büyük süreci yönettiğini tesbit ettiler.

Silvia De Rubeis, Emanuela Pasciuto ve Claudia Bagni bu dengenin muhafaza edilmesini sağlayan moleküler mekanizmaları gözler önüne serdiler.

FMRP ile  CYFIP1, snapslerdeki proteinin kaynağını birlikte düzenliyorlar ve diğer bir başka komplekse bağlandıklarında beyin hücrelerinin iskelesi gibi hareket eden polimerizasyonu kontrol ediyorlar.

Bu çalışma ile CYFP1’in en önemli işlevi;

CYFP1’ in  etkileşimde olduğu  birçok proteinin zaten  beyin sorunları (kalıtsal formları) ile ilişkili olduğunu bir kez daha vurgulamış olmasıdır.

Ayrıca VIB uzmanları,  CYFIP1 ile birlikte çalışan proteinlerin mutasyonunun  snapslerin etkileşim ağlarının dengesini karıştırıyor  olabilir diye düşünmektedirler.

Böylece sinapslerdeki patolojik süreçler bir spektrumu tetiklemeye yol açarak  zihinsel engellilik, otizm ve şizofreni gibi klinik belirtiler yaratabilirler.

Bu çalışma ile beyin koşullarının daha iyi anlaşılması adına yeni perspektifler sunulmaktadır. Ancak beynin sırrı hala tam olarak çözülememiştir.

Yüksek Fonksiyonlu Otizmlilerin Ergenlik Döneminde Sosyal iletişim Sorunları Düzeliyormuş…

Otizmli küçük  çocukların, önemli oranda işitsel entegrasyon ve konuşma ile ilgili görsel ipuçlarını algılamada  zorlukları olduğu bilinmekte.

Ancak araştırmacılar sorunun ergenlik döneminde geçtiğini tespit ettiler.

Yeshiva Üniversitesi’nin Albert Einstein Tıp Fakültesi Bilim adamları, son yaptıkları çalışma ile yüksek fonksiyonlu Otizmli (ASD)

çocukların sosyal iletişim sorunlarının önemli oranda geçtiğini gösterdiler.

İlgili çalışma Serebral Korteks dergisinin online baskısında bir kaç gün önce yayımlandı.

Einstein de Rehabilitasyon Merkezi araştırma direktörü , Pediatri ve Nörobilim Bölümü profesörü John Foxe, Ph.D. “ Bu son derece umut verici  bir bulgudur.  Bu bilgi, çocukların konuşma için gerekli nörofizyolojik devrelerinin, temelde tamamen kırık olmadığını ve onları kurtarmak için bir şeyler yapmanın  mümkün olabileceğini düşündürmektedir. ” dedi

Dr Foxe’ ;

“Duyma ve görme, konuşma sinyallerini entegre etmek ve  etkili iletişim için çok önemlidir.  Navigasyon sorunu  olan Otizmli çocuklarda bu kapasite eğitim ve sosyal ortamlarda uygun olarak gelişemez “ dedi.

Dr Foxe ve arkadaşları bir önceki çalışmada, göstermiştir ki,  Otizmli çocuklar , tipik olarak gelişen çocuklardan ses, dokunma ve görme gibi pek çok sensoriyal alanda entegrasyon sorunları nedeni ile farklı olarak gelişiyorlar.

Genellikle,  normal gelişmekte olan çocuklarda, multisensory entegrasyon (MSI) yeteneklerinin  geç çocukluk döneminde de gelişmeye  devam ettiği biliniyordu. Bu çalışma, Y.F. Otizmli çocukların da ses ve görsel konuşma sinyal entegrasyonunu geliştirmeye devam ettirdiklerini göstermiş oldu.

Çalışma,  5 ila 17yaş arası   Yüksek fonksiyonlu Otizmli ve Normal gelişen 222 çocuk  arasında yapıldı. Arka plan gürültüsü arttıkça, konuşmaları nasıl anlayabildikleri karşılaştırmalı olarak test edildi.


Araştırmacılar, 1. testtte; basit kelimelerin ses kayıtlarıni dinlettiler.

İkinci testte; Konuşmacılar aynı sözcükleri videoda sessiz olarak yayınladılar.

Üçüncü testte ise ; çocuklara, hem ses hem de video kayıtları sunuldu.

Parti ortamındaymış gibi, yani arka planda pek çok insanın sesi varmış etkisi yaratılarak testler gerçekleştirildi.

İnsanlar böyle ortamlarda, doğal olarak başka bir kişinin ne söylediğini anlamak için hem işitsel hem de yüz ifadesi ipuçlarına güvenir.

Dr Foxe ;

“Yalnız işitme ile karşılaştırıldığında, konuşulanı anlamada  dudak okumanın şaşırtıcı derecede büyük bir destek çıktığı gözleniyor.

Arka planda gürültü varken, tek başına sesin dinletildiği ilk testte, otizmli ve normal gelişen tüm yaş gruplarındaki çocuklar hemen hemen benzer performans  gösterdiler.

Tek başına video izletilen ikinci testte,  Otizmli olan çocukların tüm yaş gruplarında  normal gelişen çocuklara nazaran çok daha kötü bir performans sergiledikleri tesbit edildi.

Ama genellikle normal gelişmekte olan çocuklar da çok iyi performans göstermediler. Çoğu insan dudak okumada oldukça korkunç.

Hem ses hem de video görseli izletilen üçüncü testte ;  yaşları 6 ile 12 ve  daha küçük olan Otizmli  çocuklar,  özellikle arka plan gürültüsü yüksekken,  aynı yaştaki normal gelişim gösteren çocuklara göre daha kötü performans sergilediler.

Ancak,  ergenlik sürecindeki Otizmli çocuklar  ile normal gelişen çocuklar arasında performans açısından fark  yoktu.

Ergenlik sürecindeki Yüksek fonksiyonlu Otizmli çocuklarda şaşırtıcı bir şeyler  oluyor.

Bu noktada, biz nedenini açıklayamayız. Bir fizyolojik beyin değişimi  ya da fonksiyon gelişimi olabilir. Bunu araştırmak gerekir.

Aslında, araştırma grubundaki çocukları küçüklükten ergenliğe değin ,  uzun süreli bir araştırma ile izlemeliyiz.  Ayrıca düşük  ve  orta fonksiyonlu çocuklarda neler olduğunu incelemek için de bir yol bulmalıyız. Onlar böylesi çalışmalar için testlere karşı daha az tolerans gösteriyorlar.

Otizmli çocukların ses ve görüntü sinyallerini,  konuşmaya  daha iyi entegre etmeleri için onlara yardımcı olmak adına daha etkili tedaviler geliştirmemiz gerekir. Biz bu konuda çalışmaya başlıyoruz. “  dedi.

Bu çalışma,

National Institute of Mental Health (MH085322), part of the National Institutes of Health. Cure Autism Now, the Wallace Research Foundation, Fondation du Quebec de Recherche sur la Societe et la Culture, ve  the Canadian Institute of Health Research desteği ile gerçekleştirilmiştir.

Otistik Bozukluk

Otistik bozukluk çocukluk çağının erken dönemlerinde belirtilerini gösterebilen çocukluk çağı nöropsikiyatrik hastalıklarından bir tanesidir.
çocuğun kendini ifade etmesine yarayan dil gelişimi alanı
insanlarla ilişki kurmasını sağlayan sosyal iletişim alanı
içinde bolca hayaller olan oyun alanın gelişiminde gecikme varsa,
bir takım anlamsız tekrarlayıcı hareketler eşlik ediyorsa,
bu durum tıbbi olarak yaygın gelişimsel bozukluk yelpazesi altında incelenir. Bu üç alanda da çocuğun gelişimini engelleyecek ve hayatını etkileyecek düzeyde sınırlılık varsa tanı otizm olur.
18 aylık bebeğin en az 20 kelimesi 24 aylık bir bebeğin ise en az 5o kelimesi olmasını bekleriz. Kendini seslerle anlatmaya çalışırken giderek buna mimikler ve jestlerde eşlik etmeye başlar. Otizm tanısı almış çocukların bebekliklerinde çıkarılan seslerin ve eşlik eden mimik ve jestlerin miktar açısından sınırlı ve nitelik bakımdan zayıf olduğu saptanmıştır.
KONUŞMA GECİKMESİ OLAN HER ÇOCUK YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMELİDİR.
Sağlıklı bir gelişimde içinde bebeğin en fazla anne ya da primer bakım veren kişi olmakla birlikte diğer insanların görüntü ve seslerine ilgi göstermesini bekleriz.Yapılan araştırmalarda bu çocukların erken dönemde annelerine gösterdikleri ilgi ve ilişkideki karşılıklılığın daha az olduğu saptanmış. Bu bebekler cee yapmak, el çırpmak gibi bebeklik oyunlarına eşlik etmeyebilirler.Diğer bebeklerin dikkatini çeken hayvanlar, çocuklar yerine bu bebekler dönen nesneler, parlak cisimler yada müziğe aşırı bir ilgi, hatta hayranlık duyabilirler.
Erken dönem belirtilerini yaşa göre incelersek
yaş belirtileri:
göz kontağı kısıtlı olması
seslenmeye ve gülümsemeye yanıt az olması
kucağa alınınca mutlu olmayabilir (kucak için elini anneye uzatma hareketini yapmama )
yalnız kalmaktan mutlu
yabancı korkusunun gelişmemesi
İSME YANIT VERMEME
6 aylıkken beklenen heceleme,9 aylıkken beklenen agulama gelişmemiş olması
2-3 yaş arası belirtiler
en sık başvuru konuşma gecikmesidir
mevcut kazanılmış becerilerde gerileme gözlenebilir.
sosyal ilişkide zorluklar
kucağa alınmak için kolları açmak,
göz kontağı kurmamak,
istediği bir nesneyi gösterme aşamasında önce nesneye sonra anneye sonra yeniden nesneyi işaret ederek anlatabilmek
taklit becerileri kısıtlılık (bye bye güle güle yapmama,)
yalnız olmaya meyilli olma
Kısıtlı mimikler,anlamsız gülmeler,
İSMİNE BAKMAMA
sevincini erişkinlerle paylaşmama
oyuncaklarla diğer çocuklar gibi oymamama
gözlerinde bakarken çeşitli bakış anormallikleri
yaşıtlara ilgisizlik
2 yaşında beklenen çocuklarla paralel oyun oynamada eksiklik
diğer çocuklar gibi ebeveynlerinden yakınlık beklemezler.
-2 yaş çocuğundan beklenen 2 kelimelik cümle kurma,komutları anlama,yaşına uygun kelime dağarcığı gelişmemiş olması
Koku hassasiyeti
Sese duyarlılık (yüksek seslerde kulak tıkama,müziğe aşırı ilgili olma)
Aynı kelimeleri tekrar tekrar söyleme(perseverasyon)
onunla konuşurken söylenilen kelimeleri tekrar etme(ekolali)
sterotipiler
parmak ucunda yürüme,
dönme,
sallanma,
el çırpma,
dönen renkli parlak ses çıkaran nesnelere ilgi çok daha fazladır.

Tohum Vakfı Otizm Tanımı


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım . Tohum Vakfı Otizm Tanımı

Otizm Yaşam Öyküleri Video


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım Otizm Yaşam Öyküleri Video

TEACCH Programı ve Yapılandırılmış Eğitim

TEACCH programı, görsel olarak yapılandırılmış öğretim tekniklerini kullanarak fiziksel çevreyi, günlük programları, bireysel çalışma sistemlerini her yaş ve işlevsellik düzeyindeki birey için anlaşılır hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Kirli Havada Otizm Riski

ABD’deki Harvard Üniversitesi’nin araştırmasına göre, havada dizel ve cıva oranının yüksek olması kadınların otizmli çocuk doğurma riskini en az iki kat arttırıyor.
Araştırma ekibinden Andrea Roberts, “İncelediğimiz tüm kimyasallar hamilelikte bebeğe geçebilen toksinler. Annenin hava yoluyla vücuda aldığı kimyasalların bebeğin beyin gelişimini etkilemesi şaşırtıcı değil” dedi. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda otizme neyin yol açtığı konusunda kesin veriler yok, ancak hastalığın genetik faktörlerden, ebeveynlerin yaşı ve hamilelikte yaşanan komplikasyonlardan kaynaklanabileceği belirtiliyor.

22q11.2 Sendromu

22q11.2 Sendromu ve Otizm Vakaları Karışıyor mu?

Yeni bir çalışmanın verilerine göre; 22q11.2 geninde  silinme bulunan çocuklar da  otizm ile benzer sosyal bozukluklara sahip ve bu benzer tablo nedeni ile  yanlışlıkla otizm tanısı alabiliyorlar.

22q11.2 geninde  silinme sendromu bulunan çocuklar, Otizmli çocuklarla benzer gelişimsel gecikmeler ve tipik sosyal davranış bozukluklarını gösterebilmekte.

California Üniversitesinden (UC)  Davis; ekibi ile gerçekleştirdikleri  çalışmanın, 22q11.2 geninde silinme  olan çocuklarda otizmi incelemek iadına yapılan  ilk çalışma olduğunu söyledi. Geliştirdikleri otizmin altın standart tanı ölçütlerine göre, bu çocukların % 20 – 50 sine yanlışlıkla otizm tanısı konulduğunu da belirtti.

Ayrıca, araştırmacılara göre ; otizmli çocuklar için yaygın olarak kullanılan eğitim yöntemleri ve onlar için tasarlanmış tedaviler,  22q11.2 sendromlu çocuklarda sık gözlenen anksiyete sorununu şiddetlendirebiliyor.

Bu nedenle, dil ve iletişim gecikmesi olan bu  çocukların iyi değerlendirilerek, belirtilerine uygun tedavilerin seçiminde rehberlik edilmesi gereklidir .

Journal of Autism and Developmental Disorders dergisi’nde yayınlanan çalışmaya göre ;

22q veya 22q11.2 geninde silinme sendromu tanısı almış çocuklarda bağışıklık sistemi zayıflıkları, baş ve boyun sorunları, ağız veya damak çatısı sorunları ve ciddi veya hafif derecede kalp anomalileri ile karşılaşılabilmektedir. IQ’ su ortalama veya düşük sınır aralığında olan bu çocuklarda gelişme geriliği, garip sosyal  davranışlar ve önemli derecede anksiyete sorunları ile de karşılaşılmaktadır.

Ebeveyn  raporlarına dayanarak , 22q11.2 sendromlu çocuklarda Otizm spektrum bozukluğu rastlanma oranı  yüzde 50 gibi yüksek  bir oranda bildirilmiştir.

Çalışmanın baş yazarı ve gelişimsel – davranışsal pediatri profesörü Dr Kathleen Angkustsiri’ye göre ;

“Çalışmamızda yer alan 22q11.2 sendromlu çocukların otizm spektrum bozukluğu gold standart tanı ölçütleri ile karşılaştırıldığında aslında tam olarak otizm tanı kriterleri ile örtüşmediği ortaya çıktı.

Pek çok literatürde 22q11.2 sendromlu çocukların yüzde 20 ila 50 de bir oranda  otizm spektrum bozukluğu taşıdığından bahsedilir. Ama bulgularımız; açıkça sosyal bozuklukları olan bu çocuklar için Otizmin doğru etiket olup olmadığını sorgulamamıza yol açtı. Biz onların zorlukları için en uygun müdahalelerin ne olduğunu bulmalıyız . “


22q riski genel popülasyonda 2000 de 1′dir. Özellikle bu kişilerin ergenlik ve genç erişkinlik döneminde ruh sağlığı bozuklukları geliştirme olasılığı da hayli yüksek. 22q sendromlu bir kişide şizofreni gelişme riski , genel popülasyondaki  bireylerden  30 kat daha fazladır.

Davranış bilimleri ve psikiyatri profesörü , MIND Enstitüsü kromozom 22q11.2 silinme programı yöneticisi Tony J. Simon ;

” 22q, çocukluk ve erişkinlikte psikiyatrik bozuklukların ya da şizofreni gibi daha sonra gelişen ciddi psikiyatrik hastalıkların riskini yüksek oranda artırabilir.” diyor.

Simon ve Angkustsiri; “ 22q delesyon sendromlu çocukların annelerine göre; çocukları genellikle otizm tanılı diğer çocuklardan farklı .”

MIND Enstitüsü’nün 22q silinme sendromu ekibinin klinik izlenimlerine göre; “ Çocuklar önemli sosyal bozukluklar yaşamakla beraber, genetik silinme mağduru çocuklarla otizmli çocuklar birbirinden  farklı ve uzaklar. Bu sebeple, klasik otizm tanı kriterleri yerine, çocukları daha ayrıntılı  araştıran yöntemler, birden fazla test enstrümanı ve daha büyük katılımlı bir çalışmayla bilişsel yönden bir alt teste daha tabi tutmaya karar verdik.”

Ek inceleme için  16 erkek ve 13 kızdan oluşan  29 çocuk seçildi. Bu çocuklara otizm için altın standart değerlendirme yöntemi olan  Otizm Tanı Gözlem Programı ( ADOS )  ve   iletişim ve sosyal işlevsellik için  Sosyal İletişim Anketine ( SCQ )  dayalı 40 soru içeren  ana tarama uygulandı.

Simon; ” Yıllar boyunca yaptığımız, bir dizi araştırma veya klinik değerlendirmelere göre;  bu bozukluğun bulunduğu çocuklarda sosyal bozuklukların varlığı  oldukça açık . Ama otizm spektrum bozukluğudaki gibi  klasik bir durumları da yoktu ”

Simon ve ekibine göre; çocukların sosyal gelişimindeki gecikme ve zihinsel engellilik durumu  otizm vakalarından daha fazla.

Angkustsiri; “22q sendromlu çocuklar için iletişim becerilerini geliştirmek, kaygı sorunlarını çözme odaklı daha uygun tedaviler geliştirmek ve değerlendirmek amacı ile daha fazla çalışmaya gerek var. Otizmli çocukların tedavisi için tasarlanmış tedaviler yerine çocukların potansiyelini en üst düzeye taşımanın daha farklı yollarını bulmak onlara daha fazla yardımcı olacaktır.” Diyor.

Asperger Sendromu

Asperger Sendromu otizmin başka bir türüdür.Aspergerli bireylerin öğrenme ile ilgili problemleri yoktur.Fakat bazı seyleri anlamak diğer otizmli bireyler gibi onlara da zor gelir.Diğer bireylerin ne hissettiğini anlamakta,kendi isteklerini uygun şekilde aktarmakta zorlanmaktadırlar.Yeni arkadaşlar edinmekte ve yeni ortamlara girdiklerinde uyum sağlamakta zorlanmaktadırlar.Diğer insanların düşüncelerini ve duygularını anlamakta zorlanmatadırlar.Yapılan şakaları ve soyut düşünceleri anlamakta zorlanmaktadırlar.Asperger tanısı alan bireyler konuşmada zorlanma ya da gecikme yaşamazlar.Konuşmalarında gramer yapısı düzgün cümleler kurmalarına rağmen içerikle ilgili sıkıntılar yaşarlar.Fakat bu bireylerin normal yaşta konuşmaya başlamaları ve gramer anlamında düzgün cümleler kurmaları konuşma ve dil terapisine ihtiyaçları olmadığı gibi bir kanı uyandırmaktadır.Oysa ki cümlelerin düzgün kurulması ve konuşmanın var olması,bu eğitime ihtiyaçları olmadığı anlamına gelmemektedir.

Otizmin Ergenlik ve Yetişkinlikte Seyri

Otistik ve IQ düzeyleri %71’in üstünde olan 15 çocuk incelenmiş, bu çocuklarda farklılıklar olmasına rağmen bariz bir gelişme

Bir çok araştırmacı ergenlik çağında çağda belirgin kötüleşme gösteren otizm vakaları tanımlamışlardır. Bu çalışmalara göre; otistik çocukların %12-22’si puberte ile birlikte okul öncesi dönemdeki tipik belirtilerin bir çoğunda gerilemeler ve yeniden ortaya çıkmaların eşlik ettiği bilişsel ve davranışsal kötüleşme göstermektedirler.

 Belirgin kötüleşmenin olmadığı vakalarda da sıklıkla pubertenin başlaması ile belirtilerde ağırlaşmanın olduğu bir dönem gözlenmektedir. Öz kıyım, patlayıcı duygu durum değişiklikleri, agresiflik, huzursuzluk ve hiperaktivite oluşabilir.  Bu tablonun periodik olmasına bir eğilim vardır, bazı vakalar “normal”’e en az haftalar veya aylar içinde dönerken bir süre sonra olumsuz davranışların olduğu yeni kötüleşme dönemleri ortaya çıkmaktadır.
           
Tablonun kötüleşmesi eşlik etsin veya etmesin pubertedeki bu belirti ağırlaşması sıklıkla ilaç kullanımına neden olmaktadır. Bir çalışmada puberte öncesi otistik çocukların sinir sistemin etkileyen ilaç kullanım oranı %25’ten az iken 16-25 yaşları arası bu oran %75’lere çıkmaktadır.  Bu ilaçların etkinliği ile ilgili çok değişik sonuçlar bildirilmiştir. Bu nedenle standart bir tedavi tanımlanamamaktadır .
           
Bu arada “pubertal belirti kötüleşmesinin” tamamen fiziksel gelişmenin bir sonucu olabileceği ve otistik bireyin fiziksel güç kazanması sonucu belirgin hale gelmiş olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Öğretmenler ve aileler, otistik çocuğun sergilediği davranış sorunlarının erişkin hayatta da, hatta belki daha abartılı şekilde devam edebileceği gerçeğini fark edeceklerdir.
           
İlerleme :
Bir çok otistik çocuk gençliğe normal çocuklarda puberte ile ilişkili ortaya çıkan davranış sorunlarından fazlası olmadan gireceklerdir. Bazı çocuklar gençlik dönemi sırasında algılama ve kavrama becerilerini geliştirmektedir. Bunlar genellikle okul yıllarının başlarında nispeten daha iyi bilişsel becerilere sahip olan çocuklardır. Japonya’da yapılan bir çalışmada yaklaşık 200 otistik vakanın %43’ü en çok 10-15 yaş arası olmak üzere gençlik dönemleri boyunca belirgin ilerleme sağlamışlardır. (bu arada %32 vakada kötüleşme gözlenmiştir)
           
Aktivite azlığı :
Bir çok otistik çocukta küçük yaşlarda gözlenen aşırı aktivite adölesan dönemde aktivite azlığı ile takip edilmektedir. Bazen ileri derecede psikomotor yavaşlama ortaya çıkmakta ve belirgin depresif hisler olmamasına rağmen ciddi aktivite başlatma sorunları gözlenmektedir. Büyürken, otistik hastalar –diğer yaşıtları gibi- sıklıkla bazı objelerle oyun oynamak, bulmaca çözmek ve oyun amaçlı motor aktivitelerde bulunmak ile ilgili meraklarını kaybedebilmektedirler. Bunlar normal yaşıtlarına göre yeni hobiler bulma konusunda daha fazla sorunlar yaşamaktadırlar bu nedenle aktivite azlığı riski daha fazla olmaktadır.
           
Fiziksel görünüm değişiklikleri :
Otistik, mental retarde veya sınırda zeka düzeyine sahip çocuklarda bazen fiziksel görünümde değişiklik oluşur ki;  sevimli, parlak bakışlı çocuklar gider puberte ile birlikte yerlerine anormal ve donuk görünümlü çocuklar gelir. Sıklıkla bu tip değişiklikler altta yatan, sadece çocukluk çağının ardından deri sorunları ve diğer fiziksel görünüm değişiklikleri oluşturan, tubero sklerozis veya nörofibromatozis gibi fiziksel bir bozukluğa bağlı olabilmektedir.
           
Seksüel gelişme ile ilişkili sorunlar:
Otistik hastaların çoğunda pubertede seksüel gelişmeye bağlı ciddi sorunlar ortaya çıkmamaktadır. Otistik kızların ailelerinin çoğu mestruasyonun başlaması ile neler olacağı ile ilgili kaygı yaşamaktadırlar. Bu değişiklikler sıklıkla çocuk tarafından oldukça gerçekçi bir şekilde kabul edilmektedir.

Kural olarak, seksüel dürtülerdeki gelişme sosyal tutumlar “know-how” alanındaki gelişmeler ile paralel olmadığından bu dürtüler utanılacak davranışlara neden olmaktadır. Bu durum orta veya ileri derecede zeka geriliği bulunan otistik erkek çocuklarda toplum önünde teşhircilik  veya mastürbasyon yapma şeklinde gözlenebilmektedir.

Bazen de seksüel davranışlar nispeten daha gelişmiş tarzda ifade edilmektedir. Bununla birlikte, bu uygunsuz seksüel davranışların en basit tanımlaması şudur; otistik genç erkek hayatında bilebildiği en keyif verici şeyi yapmaktadır. Otistik gençlerin mastürbasyonları onları diğer ilginç uğraşılar ile tanıştırarak genellikle kolaylıkla azaltılmaktadır.

Bazı otistik hastalar kendileri planlamadan homoseksüel veya heteroseksüel ilişkiler içine girebilmektedirler. Bunun en basit nedeni onların seksüel olarak kullanılabilecekleri konusunda şüphelenme eksiklikleri yaşamalarıdır.
           
Depresyon ve periyodisite :
Yüksek fonksiyonlu otistik vakalarda ve Asperger Sendromu vakalarında sıklıkla mutsuzluk hissi ve/veya depresyon bildirilmektedir. Bu daha iyi fonksiyonlara sahip hastalar diğer ergenlerden farklı olduklarının farkına varmakta ve bu onlara acı vermektedir.

Çok azı sağlam arkadaşlıklar geliştirme çabasına girebilmektedir ancak sosyal ilişki kurabilmek için gerekli becerilere sahip olmadıklarından başarısız olabilmektedirler.

Bu kişilere sosyal beceri grupları, psikodrama ve videodan kendileri ile ilgili geri bildirimler gençlere sosyal iletişim becerilerini öğretmede faydalı olabilmektedir. Bu çabalar depresif hislerin aşılmasına da yardımcı olmaktadır. Bazen destekleyici psikoterapi etkili olabilmektedir. İlaçlar çok seyrek kullanılır.
           
Afektif bozukluk öyküsü bulunan ailelerin çocuklarında otizm ile birlikte bazen tipik major depresyon epizodları olmaktadır. Bu daha birincil bir depresif bozukluğu gösteriyor olabilir. Bu günlerde otizm ile ailede afektif bozukluk öyküsü arasında bir bağlantı olabileceği düşünülmektedir. Geçmişte yapılan çalışmalarda araştırmacılar ebeveynlerdeki tekrarlayan depresyonun çocuklarda dezavantaj oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir. Daha yeni çalışmalarda ise bunun yerine genetik faktörler üzerinde durulmaktadır. Ebeveynlerinde veya yakın akrabalarında majör afektif bozukluk öyküsü bulunan otistik hastalar genetik geçişe bağlı bir periodisite gösteriyor gibi görünmektedirler.
           
Katatoni :
Wing yüksek fonksiyonlu otistik vakalarda ve Asperger Sendromu vakalarında geç adölesan dönemde katatonik özellikler gösteren bir grup tanımlamıştır. Bir takip çalışmasında; erken çocukluk çağında otizm veya otizm benzeri bir bozukluk tanısı almış 46 hastanın 3 tanesinde 28-35 yaşlarında orta veya ileri derecede katatoni ortaya çıktığını göstermiştir. Genç bir Alman kadın yakın zaman önce yayınladığı otobiyografisinde klasik çocukluk çağı otizmi ile ağır katatoniyi birlikte yaşadığını anlatmıştır.
           
Epilepsi ve diğer tıbbi durumlar:
Otistik çocuklarda sık sayılabilecek ölçüde, hayatın ilk yılından adölesan döneme kadar her hangi bir dönemde epilepsi gözlenebilmektedir. Görünen odur ki bütün otizm vakalarının %20-30’u 30 yaşından önce epilepsi geçirmektedir. Ek olarak zeka geriliğinin bulunduğu durumlarda epilepsi riski artmaktadır.
           
Otizm ve/veya lisan bozuklukları gibi gelişimsel bozukluklar epilepsi ile beyin fonksiyon bozukluğu açısından ortak temellere sahiptir. Bazı vakalarda epileptik olayın davranışsal ve gelişimsel bozukluğun bir sonucu olduğu olarak görünmektedir.  Vakaların çoğunda tıbbi tedavi ile deşarjları kontrol altına almak mümkün olabilmektedir.
           
Geçmişte sadece bariz beyin disfonksiyonuna sahip çocukların otizm kategorisine dahil edilip edilmemesi ile ilgili tartışmalar vardı. Geçmişlerinde hiçbir nörolojik disfonksiyon bulgusu bulunmayan otistik hastalarda yetişkinliğe geçiş  döneminde epilepsi ortaya çıkması bu düşüncenin yanlışlığını göstermektedir. Günümüzde  ileride epileptik nöbet geçirecek hastaların erken çocukluk çağında (sıklıkla otizm tanısının konduğu dönemde) tespit edilmesi mümkün değildir.
           
Ölüm:
Otizm ile ilgili olarak yayınlanan makaleler gözden geçirildiğinde 2-30 yaşları arasındaki grupta mortalitenin bariz şekilde yükselmiş olduğu düşünülmektedir.  Hayatın ilk yılından 30’lu yaşlara doğru ilerledikçe mortalitenin normal toplumda %0.6’larda iken otistiklerde %2’lere kadar yükseldiği sonuçları bildirilmektedir. Otizmdeki  bu yüksek oranlar, ağır zeka gerilikleri ve epilepsi gibi ciddi tıbbi durumlar ile ilişkili olabilir.

TEACCH yaklaşımı

TEACCH yaklaşımı bu tekniklerden tamamen vazgeçilmesini önermez, ancak bunlara ek olarak farklı teknik ve stratejilerden de yararlanılması gerektiğini savunur.

Bu programın yapılandırılmış öğretim yöntemini temel almasının nedeni, pek çok çalışmada (Locyer & Rutter, 1969; Rutter, Greenfeld & Locker, 1967; Schopler, Mesibov, DeVellis & Short, 1981; Akt. Mesibov ve Schopler, 1994), görsel olarak yapılandırılmış öğretim programlarının kullanılmasının otistik bireylerin gelişimsel alandaki becerilerinin arttırılması ve davranışsal problemlerinin azaltılmasında yararlı olduğunun gözlemlenmiş olmasıdır.

Otizmin Belirtileri Nelerdir?

Otistiklerde, etkilenme dereceleri değişse de, aşağıdaki ortak belirtiler görülür;

Sosyal ilişkilerde güçlük Konuşma güçlüğü
Sessiz iletişimde zorlanma
Oyun oynama ve hayal gücünü kullanmada zorlanma
Değişikliklere karşı tepki ve direnç gösterme

Otizmli abla 'Uçurdu'!

Otizmli 10 yaşındaki kız çocuğu, 10 aylık kardeşini pencereden attı. Yusuf, hastanede hayatını kaybederken, küçük kız “O uçtu” diyor... Aile şokta


İSTANBUL Esenyurt’ta oturan E.A. ile A.A. çiftinin 10 yaşında otizmli çocukları N.A., odasında uyumakta olan 10 aylık kardeşi Yusuf’u sevmek için kucağına aldı. Küçük çocuk, bir süre sonra havalandırma boşluğuna bakan pencereye gidip camı açtı ve kardeşini 3. kattan attı.

‘O UÇTU’

Bir gürültü duyan anne A.A., camdan baktığında oğlunun havalandırma boşluğunda yattığını gördü. Talihsiz bebek Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, anne ve babanın bilgisine başvurdu. Anne A.A. psikolojik tedavi altına alındı. Otizmli olan küçük kız ise “O uçtu” derken, başka bir şey hatırlamıyor. Ailenin yakınları, “N.A.’yı birçok kez tedavi ettirmek istedik ama düzelmedi. Kardeşini seviyordu. Onu kıskanmıyordu. Olaydan sonra ne olduğunu hatırlamıyor, sadece gülüyor. Perişan durumdayız. Bu olay yaşanmasaydı yeni satın aldıkları eve taşınacaklardı” dedi. Olaydan sonra A. çifti, yeni evlerine bebekleri Yusuf olmadan taşındı.

Otizm nedir?

Doğuştan, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen bir gelişim bozukluğu olan otizm, 3 yaşından önce ortaya çıkıyor ve bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz etkiliyor. Ebeveynler genellikle çocuklarının yaşamının ilk iki yılında belirtileri fark eder. Otizmin çaresi yoktur. Erken davranışsal ya da kavrayışsal müdahaleler çocukların kendine bakabilme yetisi ile sosyal ve iletişimsel yetiler kazanmasına yardımcı olabilir.

Otizm Nedir?

Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler

Bir annenin doğum sonrası çocuğunun (tüm özür grupları dahil olmak üzere) özürlü olma oranı %2dir; Otistik olması oranı ise %0.5′tir (eskiden bu oran 4/10.000 olarak değerlendirilirdi). Bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çıkması riski %3 dür. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedir Her çocuktaki otistik belirtiler ve bunların seviyesi farklılık gösterebilir, bu nedenle otizmin seviyelerini kategorize etmek güçtür. Ayrıca, Asperger Sendromu ve Rett Sendromu olarak bilinen otizm formları da bulunmaktadır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...