Pages

Ads 468x60px

Otizm Nedir 1.Bölüm


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım . Otizm Nedir 1.Bölüm

Otizm Yaygın Gelişimsel Bozukluk - 1 Video


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım Otizm Yaygın Gelişimsel Bozukluk - 1 Video

Antipsikotiklerin Yersiz Kullanım

ABD, Risperdal, Zyprexa, Seroquel ve Abilify gibi Antipsikotiklerin Yersiz kullanımını masaya yatırmış.

Amerikan Psikiatri Birliği’ne göre;

Risperdal, Zyprexa, Seroquel ve Abilify gibi Anti-psikotiklerin yersiz ve sık kullanımı mevcut.

Araştırmacı Doktorların görüşü;  davranış problemi ya da uyku sorunu olan çocuklarla, demans hastası yaşlı insanlarda ilk tercihin antipsikotikler olmaması gerektiği yönünde…

APA (Amerikan Psikiatri Birliği),  gereksiz kullanılan ve muhtemelen zararlı olan ilaçların ve testlerin listesini yayınladı ve bunu özellikle hastaları uyarmak ve hekimleri eğitmek amacıyla yaptıklarını bildirdiler.

Şimdiye kadar  akıllı seçim adıyla düzenlenen kamanyalarda;

Çok sık kolonoskopi önerilmesi ve soğuk algınlığı için gereksiz antibiyotik kullanımı gibi 50 den fazla konu hakkında liste ve uyarı mahiyetinde ipuçları veren grubun yeni kampanya konuları özellikle tartışmalı olan bir başka alana odaklandı;

Anti-psikotik ilaçların potansiyel yanlış kullanımı.

Bu ilaçlar arasında, geleneksel olarak şizofreni, bipolar bozukluk , dikkat eksikliği ve hiperaktivite problemleri için kullanılan eski ilaçlar bulunmakta.

Ancak bunların yanısıra, atipik antipsikotikler olarak adlandırılan yeni tip, yanlış ve yan etkileri ile ilgili artan endişeler barındırmasına rağmen geniş bir kullanım alanı bulan antipsikotikler de incelemeya tabi tutulmuş durumda.

Mutluluk Nedir Ozan ın Düşüncesi Down Sendromu


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım . Mutluluk Nedir Ozan ın Düşüncesi Down Sendromu

Otizm Nedir 2.Bölüm


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım . Otizm Nedir 2.Bölüm

Dunya Otizm Günü, Otizm Belirtileri Nelerdir


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım . Dunya Otizm Günü, Otizm Belirtileri Nelerdir

Otizmde Yanlış Bilinenler


# Otizmli bireyler asla size bakmaz, göz kontağı kurmazlar.
# Otizmli bireylerin %75-80’i zihinsel engellidir.
# Eğitimle kaydedilen İlerleme bireyin otizmi olmadığı anlamına gelir.
# Otizmli bireyler konuşmaz ya da konuşamazlar.
# Otizm zamanla geçer.
# Otizmli bireyler öğrenemezler.
# Otizmli bireyler duyguları anlamaz, fiziksel temastan hoşlanmaz ve duyguları anlamadığı için göstermezler.
# Otizmli bireyler arkadaş istemezler.
# Otizmli bireyler yaşıtlarını ya da yetişkinleri anlamaz, duygudaşlık kuramazlar.
# Otizmli bireyler kendi çıkarları için karşısındaki bireyleri kullanır.
# Otizmli bireyler isterlerse konuşabilirler.
# Otizmli bireyler gülmezler.
# Otizmli bireyler etrafındaki diğer bireyleri anlamaz ya da yetişkinlerden ipuçlarını kapamazlar.
# Otizmli birey daha önce yapabildiği bir şeyi tekrarlamıyorsa bu onun şımarık, asi ya da inatçı olamsından dolayıdır.
# Otizm duygusal bir bozukluktur.
# Otizmli çocukların hayal gücü yoktur.
# Otizmin olmasının sebebi ailelerdir.
# Otizm az rastlanılan bir bozukluktur.
# Bütün otizmli çocuklar aynıdır.
# Tüm otizmli çocuklar resimler halinde düşünür.
# Otizmli bireylerin potansiyelleri ve becerileri sınırlıdır.
# Bütün otizmli çocuklarda öğrenme güçlüğü vardır.
# Otizmli bir çocuğun içinde bir dahi yatmaktadır.

Çocukluk çağı başlangıçlı şizofreni

5. Çocukluk çağı başlangıçlı şizofreni: Çocukluk çağı şizofrenisi normal ya da normale yakın bir gelişim döneminden sonra ortaya çıkar. On iki yaşından önce görülmesi nadirdir. Beş yaşından önce hemen hiç görülmez. Çocukluk başlangıçlı şizofrenide klinik tabloda varsanılar ve sanrılar görülür. Otistik bozukluğun yanı sıra belirgin sanrı ve varsanılar gibi şizofreniye özgü aktif dönem belirtilerinin bir ay sürmesi durumunda ek tanı olarak şizofreni konabilir. Şizofren çocukların genellikle zeka bölümleri daha yüksektir.

Çok Sakin ya da çok hırçın çocuklara dikkat !

Prof. Dr. Ahmet Yaramış, otistik çocukların geriye dönük video görüntüleri incelendiğinde otizmde görülen davranış ve hareket şekillerinin tespit edilebildiğini söyledi.


Dicle Üniversitesi (D.Ü) Çocuk Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaramış, hastalığın genetik kökenli olabildiği gibi çevresel faktörlerden ve etkilerden kaynaklı reaktif bağlanma bozukluğunun da otizme yatkınlık gösteren belirtiler taşıdığını kaydetti.

Bölgede otizm vakalarının tahminlerin üstünde olduğunu, akraba evliliklerinin beraberinde getirdiği bazı genetik hastalıklar veya metabolik hastalıklara bağlı kandaki kimyasal bozukluklarda da otistik bulgular gözlediklerini ifade eden Prof. Dr. Yaramış, Türkiye'de otizm tanısının çok geç yaşlarda koyulduğunu vurgulayarak, özellikle ilk kez anne ve baba olan ebeveynlerin çocuklarındaki otizme yakın bulguları fark edemediğini bildirdi.

Tanısı konulan çocukların aileleriyle yaptıkları birebir görüşmelerde, bebekliğin ilk dönemine dair otizme eğilim gösteren bulgular tespit ettiklerini dile getiren Yaramış, sözlerine şöyle devam etti:

''Otistik çocukların geriye dönük video görüntüleri incelendiğinde, otizmde görülen davranış ve hareket şekilleri tespit edilebiliyor. Bebeklerin otizme ait iki tip davranış biçimi gösterdikleri gözlenmiştir. Birinci grupta huzursuz ve sürekli ağlayan bebekler, ikinci grupta ise tam tersi, son derece sakin ve uslu bebeklerin olduğu gözlenmiştir. Altlarını ıslattıkları veya acıktıkları halde ağlamamaları, çevreye ilgisizlikleri dikkatli anne ve babaları endişelendirebilmektedir.

Video görüntüler incelendiğinde çocukların kameraya çok bakmadıkları, göz teması kurmadıkları, gülümsemedikleri, kendi başlarına kalmak istedikleri, dış dünyadan koptukları, anne kucağında huzursuz oldukları ve bu nedenle çoğu zaman annenin çocuğunu kucağından bırakmak zorunda kaldığı yönünde davranış şekilleri tespit edilmiştir. Erken tanı son derece önemli olmakla birlikte örneğin 5 aylık bir bebeğe bu bulgulara göre 'otistiktir' diyemiyoruz. Tanı için en azından iki-üç yıl geçmesi gerekiyor. Ancak böyle bir şüphe halinde bebeği yakın takibe alıyoruz.''

ÇOK SAKİN VEYA ÇOK HIRÇIN BEBEKLERE DİKKAT

Prof. Dr. Yaramış, erken bebeklik döneminde çocukların ya çok sakin yada agresif ve huzursuz olabildiğine dikkati çekerek, bu çocukların aileleriyle göz teması kurmadığını, dış çevreden de soyut bir yaşam sürdüğünü belirtti.

Bebeklerin her döneminde kendine özgü bir gelişim gösterdiğini kaydeden Yaramış, 3 aylık bir bebeğin başını kaldırabildiğini, bazı sesler çıkartabildiğini, kendi kendine gülebildiğini, altını ıslattığı zaman huzursuz olabildiğini, acıktığı zaman ağladığını dile getirerek, 6 aylık bir bebeğin ise sosyal iletişiminin daha da arttığını, karşısındaki kişiye tepki verebildiğini anlattı.

Normalde bir çocuğun kucağa alındığında sustuğunu, altı ıslandığında veya aç olduğunda ağladığını hatırlatan Prof. Dr. Yaramış, dikkatli bir annenin bu davranış geriliğini erken sezinleyebildiğini ve ilerleyen dönemlerde de bulguların 4 aşamada kendini gösterdiğini vurgulayarak, şöyle dedi:

''İlk olarak gelişimleri çok geridir. Konuşamazlar. İkinci olarak sosyal açıdan da geridirler. Sosyal iletişime geçemezler. Üçüncü olarak anormal bazı hareketlerde bulunurlar. Kollarıyla kanat çırpma, kendi etrafında dönme, çamaşır makinesinin karşısına oturup onu saatlerce takip etme, sürekli kapı açıp kapatma gibi. Dördüncü olarak da tümünde olmasa da zeka açısından daha geridirler. Otistik çocuklar bize genelde 3 yada 4 yaşından sonra başvuruyorlar. Geç kalındığı için tedaviye de direnç gelişiyor. İkincil otistik bulgulara sahip çocuklar eğitimle düzeliyorlar. Bu eğilimi gösteren çocuklar eğitimle zamanında okula başlayacak hale gelebilmektedirler.''.

''2 YAŞINDAN ÖNCE ÇOCUKLARA TELEVİZYON İZLETTİRMEYİN''

Bebeğin her gelişim safhasında ailenin ciddi rol oynadığını, çocuklara 2 yaşından önce televizyon izlettirilmemesi gerektiğini belirten Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yaramış, ''televizyon izleyen her çocuk otistik olur'' şeklinde kesin bir yargının bulunmadığını ancak 2 yaşın altındaki yatkın çocukların çocukların risk grubunda olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Yaramış, reklamlar ve kliplerin bu yaş grubu çocuklarda sakıncalı olduğuna dikkati çekerek, ''Toplumda 'bakıcı sendromu' olarak da bilinen evdeki bakıcıların sürekli televizyon izlettirmesinin çocukların sağlığı açısından son derece yanlıştır. İki yaşından önce çocuklarınıza mümkünse televizyon izlettirmeyin'' dedi.

Ailelerin çocuklarında, otizme yatkınlık veya otizm bulguları bulunduğu gerçeği ile yüzleştiğinde şok geçirdiklerini, yaşadıkları psikolojik gerginlikle boşanmayı düşünen çiftlere dahi rastladıklarını bildiren Yaramış, ''Ebevyn öncelikle otizmin ne olduğunu bilmiyor. Araştırıp öğrendiklerinde şaşkınlık içinde bize geliyorlar. Otizm in tedavisi biraz sıkıntılı. Sebat ve sabır isteyen uzun bir süreç'' diyerek, ailelerin çocuklarına faydalı olabilmeleri için önce birbirlerine destek olması gerektiğini ifade etti.

BEBEKLERİN GELENEKSEL YÖNTEMLERLE YETİŞTİRİLMESİ

Prof. Dr. Ahmet Yaramış, kliniğe gelen ailelere çocuklarıyla bebek de olsa sık sık konuşmalarını, göz teması kurmalarını, renkli giysiler giyerek bebeğin dikkatini toplamalarını önerdiklerini belirtti.

Bebeklerin daha sık kucağa alınıp sevgi gösterilmesi gerektiği tavsiyesinde bulunan Yaramış, ''Çocukların kendi başına kaldığında bir şeyi saatlerce izlemesine izin vermeyin. Dikkatini hemen başka yöne çevirin. Otistik çocukların kesinlikle insanlarla temas etmesi gerekiyor. Ailelere en önemli tavsiyemiz çocuklarını kalabalık aile ortamında iletişime açık bir şekilde geleneksel yöntemlerle yetiştirmeleridir'' dedi.

TÜRKİYE'DE HER 150 ÇOCUKTAN 1'İ OTİZMLİ

Diyarbakır Otizmle Mücadele Derneği (DOMDER) Kurucu Başkanı Mine Onur ise Türkiye'de 450 bin otizmli çocuk bulunduğunu hatırlatarak, bu veriler ışığında her 150 çocuktan 1'inin otizmli olduğunu söyledi.

Kendisinin de otizmli bir çocuğu bulunduğunu ifade eden Onur, oğlu Arda'nın (10) otizmli olduğunu 2 yaşında fark ettiklerini belirtti.

Bir gazetede otizmle ilgili yayınlanan haber üzerine oğlunun davranışlarını yakın takibe aldığını, oğlunda da benzer bulguları gözlemlediğini kaydeden Onur, şöyle devam etti:

''Oğluma Marmara Üniversitesi'nde gelişim bozukluğu tanısı koyuldu. Buna klip ve reklamları izlemenin neden olduğu belirtildi. 6 ay sonra oğlum reflekslerini kaybetti. Bardak tutamaz hale gelmişti. Kaz veya ördek gibi paytak paytak yürüyordu. Doktorlar 6 ay süresince evde oğlumla ilgilenmemi istedi. 6 ay boyunca müziği ve televizyonu kapattık. 6. ayın sonunda oğlum bardak tutabildi. Masajlarla bisiklet sürdürerek el ve ayak refleksini geliştirdik. Bize, 'Oğlunuza otizm teşhisi konuldu. Artık özel eğitim alabilir' denildi. En büyük üzüntüm 6 ay boyunca neden eğitim verilmediğidir. Oğlum şu anda 10 yaşında. İlk 6 ayda eğitim alsaydı durumu daha iyi olabilirdi. Tedaviye geç kalındığını düşünüyorum. Otizm konusunda yeterli bilinç oluşmadığı için otizmin tespitinde geç kalınıyor.''

''OTİZM KÖYÜ KURMAK İSTİYORUZ''

Mine Onur, otizmli çocukların sağlıklı yaşıtlarına göre gelişimlerinin 7-8 yıl geri olduğunu ifade ederek, toplumun bu konuda yeterince bilinçlenmediğini ve otistik çocuklara ''deli gözüyle'' bakıldığını anlatarak, bazı velilerin otistik çocukların kendi çocuklarıyla aynı okulda eğitim almasını bile istemediğini söyledi.

Hedeflerinin bölgedeki çocukların da batı illerindeki çocuklar gibi Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi'nde (OÇEM) eğitim almalarını sağlamak olduğunu ifade eden Onur, ''OÇEM veya Otizm Köyü kurmak istiyoruz. Bu konuda çeşitli girişimlerimiz oldu'' dedi.

Kavaklıbağ köyünde yaşayan 4 çocuk babası Aydın Kurt da (32) oğlu Akif'in (7) 2 yaşından sonra saldırgan tavırlar gösterdiğini, doktorların oğluna otistik teşhisi koyduğunu söyledi.

Yaklaşık 4 yıldan bu yana Akif'i kendi imkanları ile rehabilitasyona götürdüğünü anlatan Kurt, ''Oğlum kardeşlerine, eşyalarına, hatta annesine bile zarar verecek şekilde saldırgan tavırlar gösteriyor. Hayvan seslerinden huylanıp bize saldırıyor. Köyde yaşadığımız için rehabilitasyona götürürken servis sıkıntısı yaşıyoruz. Mecburen kendi imkanlarımla şehre getiriyorum. Okullarda bu çocuklara eğitim verecek özel eğitim uzmanı yok. Tek isteğimiz Diyarbakır'da OÇEM kurulması'' diye konuştu.

Kaynak: samanyoluhaber.com

Otizm Sanılandan Daha Yaygın!

ABD de ise 100 çocuktan birinin otizmli olduğu tahmin ediliyordu.

Amerikalı , Kanadalı ve Güney Koreli bilim adamlarının araştırmasına 7-12 yaşındaki yaklaşık 55 bin çocuk katıldı.

Araştırma masraflarının bir bölümünü karşılayan "Autism Speak" örgütünden Dr. Geraldine Dawson , sonuçların otizmin düşünülenden daha sık olduğunu gösterdiğini belirterek , daha ayrıntılı muayene ve geniş çaplı araştırmaların yapılması gerektiğini vurguladı.

Araştırmaya imza atanlardan Dr. Young-Şin Kim , otizmin nedeni ve sıklığı konusunda uzmanlar arasındaki görüş ayrılığının; teşhis kriterlerindeki farklılıklar ve sendromun görülme sıklığı konusundaki araştırmaların henüz tamamlanmamış olmasından kaynaklandığını ifade etti.

Young-Şin Kim , bu araştırmanın , otizm riskinde genetik ve çevresel etkilerin değerlendirildiği diğer araştırmalar için de yeni ufuklar açtığını belirtti.

"American Journal of Psychiatry" dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları , araştırmanın otizmin kültür , yerel ve coğrafi bariyerleri aşarak , sadece Batı dünyasıyla sınırlı olmayan bir sendrom olduğunu doğruladığına da dikkati çekti.

Bilim adamları , araştırmanın Güney Koreli çocuklarda otizmin görülme sıklığının diğer ülkelerdeki çocuklardakinden daha fazla olduğunu değil , bu sendromun bugüne kadar sanılandan daha yaygın olduğunu gösterdiğini vurguladı.

Aile Yaklaşımları

Bireylerin en önemli öğretmenileri aileleridir. Ne kadar yoğun eğitim alınırsa alınsın, evde yapılan çalışmalar ve sergilenen tutumlar bireyin yaşamını ve bağımsızlık yolunda giden çalışmalarını önemli ölçüde etkilemektedir.
Anne-baba çocuğunun yapabildiklerini ve yapamadıklarını iyi gözlemlemeli, çocuğu ihtiyaç duyduğu eğitimi alırken kendisinin de sorumlu olduğunu bilmeli, çocuğuna fırsatlar tanıyarak bağımsız yaşama hazırlayabilmelidir.
Çocuklarımızın problemi ne olursa olsun, öncelikle bir çocuk olduğunu lütfen unutmayalım!
Yaşı daha büyük olan çocuklarımızın da potansiyeline inanmaktan vazgeçmeyelim!
Aşağıda çocuğunuzla beraberken size yardımcı olacak önerilerin olduğu bir liste bulacaksınız. Burada belirtilenleri uygulamaya çalışın ve not tutun. Çocuğunuzun öğrenmesinin ve öğrendiklerini göstermesinin nasıl farklılaştığını siz de göreceksiniz!

ÇOCUĞUNUZA FIRSAT VERDİKÇE GELİŞME SAĞLAYACAĞINIZI UNUTMAYINIZ!
DENGE: Basit al- ver ilişkisi oluşturun, karşılıklı sıra alın, eşit oranda bir şeyler yapın.

AZALTIN

ARTTIRIN
Çocuğu beklememek
Çocuktan daha fazla şey yapmak
Çocuktan daha fazla onunla iletişim
Kurmak
Tüm kararları almak, çocuğa seçenek sunmamak
Çocuğun oyun esnasında tüm kontrolü ele geçirmesi
Oyun esnasın tüm kontrolü ele geçirmek
Çocuğun aktivite ya da oyun bitmeden her zaman bırakmasına izin vermek
Oyunlara yeterince katılmaması
gerekli yerde açıklama yapmaması
Beklemek
Çocuğun yaptığı kadarını yapmak
Çocuğun kurduğu iletişim kadar onunla iletişim kurmak
Ortak karar almak, beraber seçim yapmak
Sıra almak
Çocuğun baskın olmamasına dikkat etmek
Katılımcı olmak
Çocuğunun ilgi süresini her geçen gün biraz daha uzatmak
Baskın olmamaya dikkat etmek
Gerekli yerde açıklamalar yapmak
EŞLEME: Çocuğuzun öğrenmesi için onun yapabileceği yollardan gidin.

AZALTIN

ARTTIRIN

Çocuğun yapamayacağı şeyleri yapmak
Çocuğun oynayamayacağı şekilde onunla oynamak
Sürekli gözlemci durumunda olmak
Çocuğun aktivitesiyle ilgili olmayan bir şeyle oynamaya çalışmak
Oynamaktan çok konuşmak
Çocuğun deneyimleri dışında yeni şeylerle oynamak
İmkânsızı istemek ve beklemek
Yapabileceğinden daha azını beklemek
Çocuğu fazla uyarmak
Çocuğu az uyarmak

Çocuğun yapabileceklerini yapma
Çocuğun oynayabileceği şekilde oynama
Çocuğun oyun arkadaşı olma
Çocuğun aktivitesine uygun oyunlar seçmek ve oynamak
Çocuğa yeni oyunlar gösterme ama önce tanıtma
Oynadığınız kadar konuşma, eğlenceli olma
Çocuğunun deneyimi olan oyunları oynama
Yapabileceği kadarını bekleme
Kapasitesinde olanı yapmasını isteme
Fazla uyaranı azaltma
Yararlı olan uyaranları kullanma.
KARŞILIK VERME: Çocuğunuzun olumlu davranışlarına karşılık verin, olumsuz olanlarına karşılık vermeyin


AZALTIN

ARTTIRIN


Çocuğun hareketlerini görmezden gelme
Çocuğun iletişimini görmezden gelme
Çocuğun ilgilerini görmezden gelme
Çocuğa yetişkin muamelesi yapma
Olumsuz davranışlara tepki verme
Çocuğun kaldırabileceğinden fazla uyaran yükleme, onu yorma
Eleştirerek cevap verme
Karşılık alınca çocuğun ortamı terk etmesi
Eski yapılanlara karşılık verme


Hareketlere karşılık verme
İletişime karşılık verme
İlgilerine karşılık verme
Çocuksu hareketlerle karşılık verme
Olumsuz davranışları görmeme
Çocuğu olduğu gibi kabul etme
Çocuğu uygun şekilde uyarmak
Çocuğun iletişim alnında kalmasını sağlayacak şekilde cevap verme
Yeni yapılanlara karşılık verme
KONTROLÜ PAYLAŞMA: İletişim kurarken çocuk ve ebeveynler kontrolü paylaşmalıdır.

AZALTIN

ARTTIRIN

Aktiviteyi ya da yapılacakları kontrol etme
Çocuğun yönlendirmesini görmeme
Çocuğu çok fazla takip etme
Çocuğun her şeyi kontrol etmesine izin verme
Çocuk için çok fazla şey yapma
Çocuğa sürekli soru sorma ya da onu test etme
Hiç kural koymama
Çocuğu fikrini söylemekten alıkoyma
Çocuğun her şeyi etkilemesine izin verme
Çocuğun bağımsızlığını elinden alma
Çocuğun yardımcı olmasını engelleme


Çocuğun yönlendirmesini takip etme
Paylaşmaya açık olma
Kontrolü ortak olarak sağlama
Aktivitenin sürmesini sağlayacak kurallar koyma
Bu kuralları açıklama ve gösterme
Çocuğun bağımsız bir seyler yapması için ona destek verme
Çocuğun işbirliği yapmasını destekleme
Çocuğun seçimine ve isteklerine saygı duyma
DUYGUSAL BAĞLANMA: İletişim kurarken çocuk ve ebeveynler zevk veren ve oyun dolu olan bir iletişim kurmayı sağlayın.

AZALTIN

ARTTIRIN
Gergin ve stresli bir halde iken iletişim kurmayı deneme
Çocuğu eleştirme ve yargılama
Çocukla sert bir biçimde iletişim kurmayı deneme
Çocukla sert ve resmi bir şekilde iletişim kurmaya çalışma
Çocukla fiziksel temastan kaçınma
Çocuğun çabalarını görmezden gelme
Oyun oynarken ciddi olma ve eğlenmeyi unutma
Sıcaklık ve huzur sağlamama
Duygularını göstermeme
Çocuğu iletişim halinde tutamamak



Çocuğu kabullenme
Esnek olma
Yakın olma
Çabaları destekleme
Eğlenceli ve komik olma
İletişimi sürdürme için çaba gösterme
Sıcak ve huzurlu ortam sağlama
Duygularını gösterme ve paylaşma
Fiziksel temas kurma

Otizm Diğer Sendromlardan Nasıl Ayırdedilir?

Hem otistik bozuklukta, hem de Asperger bozukluğunda, toplumsal etkileşimde nitel bozulma, davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntüler

Bu yazımızda Otizmin ayırıcı tanısı ve diğer bozukluklardan ayıredildiği özellikler üzerinde durulacaktır.

1. Zeka Geriliği: Zeka geriliği olan bir çok çocukta dönme, el çırpma ya da baş vurma gibi otizmdeki davranışlara benzer belirtiler görülebilir, ancak bu çocuklar zeka yaşlarına uygun sosyal ilgilerinin olmasıyla otizmden ayırt edilebilir. Zeka geriliği olan çocuklar diğer kişilerle iletişim kurma amacı ile konuşmayı kullanırlarken, otistik bozukluğu olan çocuklarda dilin işlevsel kullanımı yoktur. Özellikle ağır ya da ileri derecede zeka geriliği olan bireylerde otistik bozukluk ek tanısı koymak zaman zaman zor olabilir. Toplumsal ve iletişimsel becerilerde nitel bozulmalar ve otistik bozukluğa özgü davranışlar varsa ek olarak otistik bozukluk tanısı konulabilir.

2. Rett bozukluğu: Rett bozukluğunda prenatal, perinatal ve doğumdan sonraki ilk 5 ay boyunca psikomotor gelişme görünüşte normaldir. Doğumda kafa çevresi normal olmasına karşın 5 ile 48 nci aylarda başın büyümesi yavaşlar. Daha önce edinilmiş olan amaca yönelik el becerilerinin 5 ile 30 uncu aylarda yitirilmesinin ardından el burma ya da el yıkama gibi basma kalıp el hareketleri başlar. İlk 2-3 yılda sosyal gelişme ve oyun gelişimi durur, fakat ilgiler sürer. Orta çocukluk çağında skolyoz ve kifoskolyoz ile bağlantılı olarak gövde ataksisi ve apraksi gelişir. Her olguda ağır zeka özürü kalır. Erken çocukluk çağında sıklıkla epileptik nöbetler oluşur. Rett bozukluğu hemen sadece kızlarda görülür. Kilo alamama ve gelişme geriliği, hiperventilasyon ve intermittant apne gibi solunum sorunları da Rett sendromu tanısını düşündürmelidir.

3. Çocukluğun dezintegratif bozukluğu: Otistik bozuklukta gelişimsel bozukluklar genellikle yaşamın ilk yılı içerisinde başlarken çocukluğun dezintegratif bozukluğunda en azından iki yıllık normal bir gelişimden sonra belirgin bir gelişimsel gerileme gözlenir. Otizmde motor beceriler göreceli olarak iyi iken çocukluğun dezintegratif bozukluğunda daha önce edinilmiş motor becerilerin bozulması DSM-IV tanı ölçütleri arasındadır. Benzer şekilde çocukluğun dezintegratif bozukluğunda daha önce edinilmiş bağırsak ve mesane kontrolünün yitirilmesi söz konusudur. Otizmin tanı ölçütleri arasında bu ölçüt bulunmamaktadır. Genellikle söylenen, belirtilerin klasik otizmden daha az ciddi ve daha az yaygın olduğudur. Çocukluğun dezintegratif bozukluğunda karşılaşma ve göz teması kurma gibi bazı otistik olmayan kişilik özellikleri devam edebilir. Uygunsuz ve yabancılara yönelik de olsa sevginin gösterilmesi bazen devam edebilir. Bakım veren önemli kişileri tanıyabilir, anne ve babalarını gülerek ya da kucaklayarak karşılayabilir. Gelişimle ilgili yeterli ve sağlıklı bilgi toplanamadığı durumlarda otistik bozukluk tanısı konulmalıdır.

4. Asperger bozukluğu: Hem otistik bozuklukta, hem de Asperger bozukluğunda, toplumsal etkileşimde nitel bozulma, davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntüler söz konusudur. Ancak, DSM-IV ve ICD-10’ a göre Asperger bozukluğu ile otizm arasındaki en önemli fark, Asperger bozukluğunda dil ve bilişsel gelişmede gecikmenin olmamasıdır. Asperger bozukluğunda gecikmiş motor yetiler, motor beceriksizlik, garip duruş ve esnek olmayan yürüyüş ve görsel motor koordinasyon bozuklukları varken, otistik bozuklukta bu gibi motor gelişimdeki gecikmeler pek tanımlanmaz ve motor işlevler göreceli olarak daha iyidir. Genellikle Asperger bozukluğunda yüksek fonksiyonlu otizme göre, sözel zeka bölümünün yüksek, performans zeka bölümünün düşük olduğu ileri sürülmektedir. Asperger bozukluğu olan kişiler kendi içlerinde değerlendirildiklerinde, sözel ZB’ leri, performans ZB’ den daha yüksektir. Bu durum yüksek fonksiyonlu otistik bozuklukta tam tersinedir.

5. Çocukluk çağı başlangıçlı şizofreni: Çocukluk çağı şizofrenisi normal ya da normale yakın bir gelişim döneminden sonra ortaya çıkar. On iki yaşından önce görülmesi nadirdir. Beş yaşından önce hemen hiç görülmez. Çocukluk başlangıçlı şizofrenide klinik tabloda varsanılar ve sanrılar görülür. Otistik bozukluğun yanı sıra belirgin sanrı ve varsanılar gibi şizofreniye özgü aktif dönem belirtilerinin bir ay sürmesi durumunda ek tanı olarak şizofreni konabilir. Şizofren çocukların genellikle zeka bölümleri daha yüksektir.

6. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu: Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda dil bozukluğu vardır ancak sözel olmayan iletişimde bozulma yoktur. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda ekolali ve stereotipik konuşma gibi dil anormallikleri daha seyrek olarak görülürken otistik bozuklukta bu anormallikler daha sıktır. Artikülasyon sorunları ise karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda daha sık olarak görülmektedir. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda otistik davranışlar, sosyal yaşantıda bozulma, stereotipiler ve törensel etkinlikler yoktur, varsa da ciddi değildir. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda imgesel oyunlar genellikle varken otistik bozuklukta yoktur.

7. Edinsel epileptik afazi (Landou-Kleffner sendromu): Edinsel epileptik afazinin başlangıcı 2-11 yaşlar arasındadır. İlk belirti afazi ya da epilepsi olabilir. Afazi başlangıçta işitsel ve sözel agnozi ile birliktedir. Çocuk, söyleneni anlamakta güçlük çeker. Sağırlık ve otizmin belirtileri gelişir. %70 kadar çocukta parsiyel ya da yaygın nöbetler görülür. Bu çocukların yaklaşık yarısında afazinin neden olabileceği hiperaktivite ve kişilik değişiklikleri olur. Zeka etkilenmez ve diğer nörolojik bulgular normaldir. Sendrom 7 yaşından önce başlarsa, olasılıkla konuşma düzelir. Nöbetler genellikle 10 yaş civarında düzelir. Ancak 15 yaşına kadar süren nöbetler de vardır. Landau-Kleffner sendromu tanısının konulmasında EEG yardımcıdır. Temporal ve parietal lobları içeren multifokal kortikal diken boşalımlar görülür. İntravenöz diazepam verilmesiyle EEG normale döner konuşma geçici olarak düzelir.

8. Doğumsal sağırlık ya da ciddi işitme bozukluğu: Otistik bebekler sadece seyrek olarak bıgıldarlar. Sağır bebekler ise normal bebekler gibi bıgıldar. Ancak 6 aylıktan 1 yaşına kadar olan dönemde bıgıldamalarının azalması ve kesilmesi görülebilir. Sağır çocuklar sadece çok yüksek seslere yanıt verebilir. Otistik çocuklar ise çok yüksek ya da normal seslere yanıt vermezken alçak seslere yanıt verebilirler. Sağır çocuklar otistik çocuklardan farklı olarak bebekliklerinde kucağa alınmaktan hoşlanır, anne ve babaları ile ilgilenir ve sevgi gereksinimlerini gösterirler. Odiyogram ya da işitsel uyarılmış potansiyellerde sağır çocuklarda işitme kaybı saptanabilir.

9. Seçici konuşmazlık: Seçici konuşmazlık, başka durumlarda konuşuyor olmasına karşın özgül bir takım toplumsal durumlarda sürekli olarak konuşmazlık gösterme şeklinde tanımlanır. Sadece belirli toplumsal durumlarda konuşmama, toplumsal etkileşimde ve iletişimde önemli nitel bozulmanın olmaması, davranış ilgi ve etkinliklerinde sınırlı , basmakalıp ve yineleyici örüntünün olmaması ile seçici konuşmazlık otistik bozukluktan ayırt edilebilir.

10. Psikososyal yoksunluk: Fiziksel ve duygusal yoksunluk içinde olan çocuklarda apati, içe çekilme ve uzaklık görülebilir. Dil ve motor becerileri gecikebilir. Ancak bu çocuklar uygun psikososyal ortamlarda tekrar bulundurulursa hemen her zaman bu belirtilerde düzelmeler meydana gelir. Otistik bozuklukta psikososyal ortam düzeltilse bile belirtiler devam eder.

11. Basmakalıp davranış bozukluğu: Basmakalıp davranış bozukluğunda gözlenen yineleyici, görünüşte amaçlıymış gibi olan fakat işlevsel olmayan motor davranışlar otistik bozukluktaki davranışlar ile karıştırılabilir. Ancak otistik bozuklukta toplumsal etkileşimde ve iletişimde nitel bozulma varken, basmakalıp davranış bozukluğunda bu alanlarda bozulma yoktur.

Neden çocuğum Down Sendromlu?

Down Sendromuna neden olan belirleyici faktörler konusunda, annenin yaşı, radyasyon, troit antibodies, uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi çeşitli tezler ortaya atılmış olsa da bunların içinde kesinlik kazanmış olanı yoktur. Sonuçta 21. Kromozom bilinmedik bir nedenle bölünememiş ve yeni hücrede yerini korumuştur.

Annenin yaşının ilerlemiş olması, sendromun sıklığı ile ilişkili olan tek istatistik veridir. Son yıllarda yapılan çalışmalar kromozom bölünmezliğinin yalnızca anne yumurtasından değil baba sperminden de kaynaklanabileceğini göstermiştir. Yukarı
*Tüm doğumlar ile karşılaştırıldığında Down Sendromlu çocuk sayısı

Otizm Eylem Planı Açıklandı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı önderliğinde hazırlanan Otizm Eylem Planı açıklandı. Planda yer alan konular ve çalışan bakanlıklar şöyle:

Otizm tanısı konulmuş bireyler ve ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak, yaşam kalitelerini arttırmakve ailelerine destek vermek amacıyla hazırlanan planda konu alanı olarak 7 bölümde toplam 68 karar yer alıyor. Taslakta, Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığı başta olmak üzere Milli Eğitim,Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile YÖK tarafından yürütülecek çalışmalar yer alıyor.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın öncülüğünde kamu kurum ve kuruluşlar ile Otizm Platformuna üye sivil toplum kuruluşlarının birlikte hazırladığı 'Otizm Eylem Planı' Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in katıldığı bir toplantıda açıklandı. Bakanlık binası konferans salonunda düzenlenen toplantıya Bakan şahin'in yanı sıra bakanlık üst düzey çalışanları, Sivil Toplum kuruluşu üyeleri, otistik çocuklar ve aileleri katıldı. Prof. Dr. Bahan Gökler, otizm ile ilgili bilgiler verdi. Otizmin erkek çocuklarda görülme durumunun kız çocuklarına göre 23 kat fazla olduğunu belirten Gökler, "İlk 6 ayda erken tanı daha kolay. Çocuk annesini tanıdığına ilişkin bir tepki ve mimik göstermiyorsa ayrıca anne ile tam bağlılığı gerçekleştiremiyorsa hemen bir doktora başvurulmalı." dedi.
Malzeme Mühendisliği 1. Sınıf öğrencisi Otistik Uluğ Özaydınlı ise "Otistik çocuklar aslında bir hazine kutusuna benzer. İzinde her türlü farklı taşlar bulunur. Onun değeri kutunun içi açıldıktan sonra ortaya çıkar. Bütün değerleri açığa çıkarmak gerekir. Sadece kapağın hafif açılıp içerideki taşların ışığını görmek yeterli değil. Kapağın tamamen açılması ve içindeki taşların tek tek ortaya çıkarılması gerekiyor. Anneme çok teşekkür ediyorum." diye konuştu.
Uluğ'un annesi Semra Özaydınlı ise, "2009 yılında tanı konuldu. Sadece çocuklara değil ailelere de destek verilmeli." dedi.
Makro bakılan çözümde istenen etkinin sağlanamadığını belirten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, "O yüzden ihtisaslaşmaya gidiyoruz. Bunu sadece engellilere yapmıyoruz. Bunu çocuklar, yaşlılar içinde yapıyoruz. Çünkü Alzheimer hastası bir yaşlı ile yatağa bağlı bir yaşlının aynı yerde yaşatmaya çalıştığımızda birbirlerine zulüm ediyorlar. Kendi içinde ayıracağımız ihtisaslaşacağımız bir sistem yani mikro çözümü getiriyoruz. Bugün bu çalışmamızda çok önemli. Çünkü down sendromlu bir çocuğun ihtiyaçları çok farklı otistik olan bir çocuğun ihtiyaçları çok farklı. Dolayısıyla her bir grubun ihtiyaç analizlerine göre fiziksel şartları, rehabilitasyon hizmetleri ve uzman eğitimi yeniden yapılanması gerekiyor." şeklinde konuştu.
Ailelerin, annelerin, babaların ve toplumun bilincinin önemli olduğunu kaydeden Şahin, "Biz bu bilincin oluşturulmasını eylem planının en temel başlığı olarak görüyoruz. Ama bilgi ve erken tanı ile beraber eğitim sistemimizi ve sağlık sistemimizin de zayıf olan tarafları güçlendirmemiz gerekiyor." dedi.
Konuşmaların ardından Otizm Eylem Planı ile ilgili sunum yapıldı. Planda yer alan konular ve çalışan bakanlıklar şöyle:
1- Farkındalık çalışmaları ve kurumlar arası işbirliği: toplumun tüm kesimlerinin otizm bozukluğu konusunda farkındalık düzeyinin arttırılması: 12 bölümden oluşuyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, YÖK,Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı.
2- Erken tanı, erken müdahale ve izleme: otizmli bireylerin erken yaşta tıbbi tanılamalarının yapılması ve izleme programlarının geliştirilmesi: 5 bölümden oluşuyor. Sağlık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı.
3- Ailelere Yönelik çalışmalar; Otizm bozukluğu tanısı almış çocuğu olan ailelerin otizm konusunda bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve yönlendirilmesi ile gerekli sosyal desteğin sağlanması: 6 bölümde yürütülecek çalışmalarda Sağlık, Milli Eğitim ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışacak.
4- Eğitsel değerlendirme, özel eğitim ve sınavlara ilişkin düzenlemeler. 20 bölümden oluşuyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışacak.
5- İstihdam Süreçleri ve Çalışma hayatı. Otizmli bireylerin istihdamlarının sağlanması ve çalışma hayatı ile ilgili düzenlemeler: 5 bölümden oluşuyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı.
6- İnsan kaynakları ve fiziksel çevre düzenlemeleri. Otizm bozukluğu tanısı olan bireylere eğitimlerinde nitelikle personel ihtiyacının karşılanması ve erişilebilirliğin sağlanması: 9 bölümden oluşuyor. YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlıkları.
7- Sosyal Hizmet, Sosyal Yardım ve toplumsal yaşama katılım. Otizmli bireylerin ve ailelerin sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal hizmet ile toplumsal yaşama katılımlarının sağlanması: 11 bölümden oluşuyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı.

Sonraki çocukların Down Sendromlu olma riski nedir?

Bu sorunun cevabı çocuğun kromozom değişiminin türüne bağlıdır. Çocuk doğduktan sonra tekrar etme riski Trizomi 21'de % 1'in altındadır. Anne ve babanın yaşlarına bağlı değildir.

Mozaik formda risk yüksek değildir, fakat istisnalar oluşmaktadır.

Translokasyonlar çocukta yeni oluşmuş olabilir, o zaman tekrar etme riski yoktur.

Translokasyon bir ebeveyn tarafından genetik olarak aktarıldığında, o zaman tekrar etme riski % 8 ile % 10 arasında değişmektedir.

Türkiye’de Otizm İçin Neler Oluyor Video


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım Türkiye’de Otizm İçin Neler Oluyor Video

Rett Bozukluğu

2. Rett bozukluğu: Rett bozukluğunda prenatal, perinatal ve doğumdan sonraki ilk 5 ay boyunca psikomotor gelişme görünüşte normaldir. Doğumda kafa çevresi normal olmasına karşın 5 ile 48 nci aylarda başın büyümesi yavaşlar. Daha önce edinilmiş olan amaca yönelik el becerilerinin 5 ile 30 uncu aylarda yitirilmesinin ardından el burma ya da el yıkama gibi basma kalıp el hareketleri başlar. İlk 2-3 yılda sosyal gelişme ve oyun gelişimi durur, fakat ilgiler sürer. Orta çocukluk çağında skolyoz ve kifoskolyoz ile bağlantılı olarak gövde ataksisi ve apraksi gelişir. Her olguda ağır zeka özürü kalır. Erken çocukluk çağında sıklıkla epileptik nöbetler oluşur. Rett bozukluğu hemen sadece kızlarda görülür. Kilo alamama ve gelişme geriliği, hiperventilasyon ve intermittant apne gibi solunum sorunları da Rett sendromu tanısını düşündürmelidir.

Lovaas Yöntemi

Çocuğun zayıf ve kuvvetli tarafları araştırılmadan,ceza ile istenilmeyen davranışların yok edilmesine bastırılmasına ve taklit ile öğrenilmesine çalışılır. Çocuğun neleri sevdiği tespit edilir. Doğru cevap ya da doğru davranış anında ödüllendirilir. Ses tonumuzla “ bravo,aferin ”uyarıları verilir. Eğitimin başında genellikle bir yiyecek olur.sık sık ve azar azar verilir.istenilen davranış yerleşince somut ödül soyut ödüle dönüştürülür. Hayır derken sert bir ses tonu,aferin derken yumuşak bir ses tonu kullanılır. Alıştırmalar günde bir iki saat yapılır. Bir alıştırmayı sözel yardım ile on defadan sekizinde doğru yapınca bir sonraki alıştırmaya geçilir. İlk öğreneceği komutlar “ otur,bana bak, düzgün dur vb” olmalıdır. Çalışmalar arasındaki kısa aralarda çocuğa sevdiği şeyler yaptırılır. Eskiler devamlı tekrarlanır.Yeni alıştırmalar arasına serpiştirilir. Bir alıştırma için 15 dakika önerilir. Otizimli çocuklar için çerçeve çok önemlidir.O çerçeveyi ve kuralları önce siz koymazsanız o kendi kurallarını koyar.Konulan kurallardan taviz verilmemelidir.Aksi takdirde program çöker.

Asperger Sendromu ve Otizm

Asperger sendromu nedir? Asperger sendromu kimlerde görülür, tedavisi nasıldır. İşte cevaplar.

ozel ogrenme guclukleri disleksi otizm cocuk cocukta davranis sorunlari  Asperger Sendromu ve OtizmAsperger sendromu diğer insanlarla etkileşimi oldukça zorlaştıran gelişimsel bir bozukluktur. Çocuğunuz sosyal olarak beceriksiz olduğu için arkadaş edinmeyi çok zor bulabilir.

Asperger sendromu olanlarda otizm özelliklerinin bazıları vardır. Örneğin; sosyal becerileri zayıftır, rutini severler ve değişiklikten hoşlanmazlar. Fakat otistiklerin aksine Asperger sendromu olanlar normal olarak konuşma becerisinin geliştiği yaşta, yani 2 yaşından önce konuşmaya başlarlar.

Asperger sendromu hayat boyu sürer, fakat belirtiler zaman içerisinde düzelme eğilimindedir. Yetişkinler kendi güçlü ve zayıf yönlerini anlamayı öğrenebilirler ve sosyal becerilerini geliştirebilirler.

Hem Asperger sendromu hem de otizm yaygın gelişimsel bozukluklar grubuna dahildir. Asperger sendromunun nedeni tam olarak bilinmemektedir ve bunu engellemenin yolu da bilinmemektedir. Genetik olduğu düşünülür ve bunun üzerine araştırmalar yapılmaktadır.

Asperger sendromunun en önemli belirtisi sosyal durumlar karşısında yaşanan problemlerdir. İki Asperger sendromlu çocuk birbirine benzemez, çünkü belirtiler çok çeşitlidir.

Psikososyal yoksunluk

Fiziksel ve duygusal yoksunluk içinde olan çocuklarda apati, içe çekilme ve uzaklık görülebilir. Dil ve motor becerileri gecikebilir. Ancak bu çocuklar uygun psikososyal ortamlarda tekrar bulundurulursa hemen her zaman bu belirtilerde düzelmeler meydana gelir. Otistik bozuklukta psikososyal ortam düzeltilse bile belirtiler devam eder.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...