Pages

Ads 468x60px

Çocuklarda Otizmin Belirtileri Nelerdir Video


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım Çocuklarda Otizmin Belirtileri Nelerdir Video

Basmakalıp Davranış Bozukluğu

Basmakalıp davranış bozukluğunda gözlenen yineleyici, görünüşte amaçlıymış gibi olan fakat işlevsel olmayan motor davranışlar otistik bozukluktaki davranışlar ile karıştırılabilir. Ancak otistik bozuklukta toplumsal etkileşimde ve iletişimde nitel bozulma varken, basmakalıp davranış bozukluğunda bu alanlarda bozulma yoktur.

Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu

Çocukluğun dezintegratif bozukluğu: Otistik bozuklukta gelişimsel bozukluklar genellikle yaşamın ilk yılı içerisinde başlarken çocukluğun dezintegratif bozukluğunda en azından iki yıllık normal bir gelişimden sonra belirgin bir gelişimsel gerileme gözlenir. Otizmde motor beceriler göreceli olarak iyi iken çocukluğun dezintegratif bozukluğunda daha önce edinilmiş motor becerilerin bozulması DSM-IV tanı ölçütleri arasındadır. Benzer şekilde çocukluğun dezintegratif bozukluğunda daha önce edinilmiş bağırsak ve mesane kontrolünün yitirilmesi söz konusudur. Otizmin tanı ölçütleri arasında bu ölçüt bulunmamaktadır. Genellikle söylenen, belirtilerin klasik otizmden daha az ciddi ve daha az yaygın olduğudur. Çocukluğun dezintegratif bozukluğunda karşılaşma ve göz teması kurma gibi bazı otistik olmayan kişilik özellikleri devam edebilir. Uygunsuz ve yabancılara yönelik de olsa sevginin gösterilmesi bazen devam edebilir. Bakım veren önemli kişileri tanıyabilir, anne ve babalarını gülerek ya da kucaklayarak karşılayabilir. Gelişimle ilgili yeterli ve sağlıklı bilgi toplanamadığı durumlarda otistik bozukluk tanısı konulmalıdır.

Üniversiteye Kabul Edilmeme Sebebi!

Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Gümüşlük beldesinde düzenlenen Gümüşlük Uluslararası Klasik Müzik Festivali kapsamında, dünyaca ünlü piyanistler tarafından genç yeteneklere yönelik eğitim veriliyor.

Bu yetenekler arasında yer alan 17 yaşındaki otistik Buğra Çankır , dikkati çekiyor. Buğra'nın annesi tarih öğretmeni Necla Çangır, gazetecilere yaptığı açıklamada, oğlunun şimdiye kadar iki kez terapi merkezine gittiğini, buradaki bir psikoloğun, Buğra'nın kulağının çok iyi olduğunu söylediğini aktardı.

Bunun üzerine Buğra'nın 10 yıldır müzikle uğraştığını anlatan Çankır, "Oğluma internet ortamında 40 doğal ses ve 40 enstruman sesi verildi. Buğra bunları sıfır hatayla yaptı" dedi.

BUĞRA'NIN ÖNÜNÜN AÇILMASINI İSTİYORUZ

Buğra'nın yetenekli olmasına ve girdiği sınavlardan başarıyla çıkmasına rağmen bir türlü konservatuvara alınmadığını belirten Çankır, şöyle konuştu: "Oğlum ilköğretim okulunu bitirdikten sonra Antakya Güzel Sanatlar Lisesine girdi.

Şu an lise dördüncü sınıfa geçti. Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı sınavlarına 2005 yılında girdi. Orada herkesin dikkatini çekti.

Yüz üzerinden yüz aldı ancak komisyon toplandığında, otistik olduğundan dolayı konservatuvara almamaya karar verdiler. Sonra Hacettepe Üniversitesinde sınava girdi, orada da herkesin dikkatini çekti ama orada da aynı problemle karşılaştık.

Biz buna üzülüyoruz. Çocuğumuza bir kapı aralamaya çalışıyoruz. Liseye girince arayışlarımız biraz durdu.

Önümüzdeki yıl ise çok yoğun olacak. Buğra'nın önünün açılmasını istiyoruz. Mademki Allah ona böyle bir yetenek verdi, bunun değerlendirilmesini istiyorum."

ELİNİZİ ŞIKIRDATTIĞINIZDA HANGİ NOTA OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİR

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Müzik Direktörü İbrahim Yazıcı ise festival kapsamında tarihi Eklisia Müzik Akademisi'nde pek çok öğrenci ile çalıştığını söyledi. Öğrencilere güzel bir eğitim sunduklarını ifade eden Yazıcı, "Ama bu yıl çok özel bir durumla karşılaştık.

Buğra isimli öğrencimizin diğer öğrencilere göre daha farklı bir durumu var. Kendisi otistik diye adlandırılan bir duruma sahip ancak halk arasında oldukça yanlış tanınan bir durum bu.

Bir hastalık olarak görmek ne kadar doğrudur bilmiyorum. Çünkü algısı gerçekten çok yüksek. Bu tür çocuklarla ilgilenebilmek için biraz sabra ihtiyaç var" diye konuştu.

Yazıcı, otistik kişilerin çok yüksek bir matematik zekaları olduğunu ve dikkati topladığınız zaman bu kişilerin olağanüstü şeyler yapabileceklerini belirtti.

Konservatuvarlara sınavla öğrenci alındığını anımsatan Yazıcı, şöyle devam etti: "Bu sınavda sadece kulağa bakılır.

Buğra zaten mükemmel bir kulağa sahip. Elinizi şıkırdattığınızda hangi nota olduğunu söyleyebilecek kulağa sahip ancak anladığım kadarıyla girdiği sınavlarda üstün yetenekli bulunmasına rağmen, maalesef bizim eğitim sistemimizde bu tarz çocuklarla ne şeklide ilgilenileceğine dair bir pedagojik sistem geliştirilmediği için, başarılı bulunmasına rağmen kendisine bir eğitim hakkı tanınmamış. Bunda da kimseyi suçlamak doğru olur mu bilmiyorum.

Çünkü birine yanlış eğitim vermek aynı derecede zarar verir. Görünen o ki bu tarz çocukların sayısı günden güne artıyor. Bunlarla gerçekten doğru şekilde, yeteneklerini tespit edecek pedagogların yetiştirilmesi lazım ki bu çocuklar ziyan olmasın. Bunda da herhalde Milli Eğitim'e çok büyük iş düşüyor diye düşünüyorum."

DÜNYACA ÜNLÜ PİYANİSTLER BUĞRA'YI ANLATIYOR

Festival kapsamında genç yeteneklere eğitim veren dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay ise genç Buğra'nın çok yetenekli bir öğrenci olduğunu anlattı.

Onay, "Çok etkilendim, insanın gözleri yaşarıyor. Piyano çalmaktan belliki zevk alıyor. Ruhu zenginleşiyor. Genelde bu çocuklarda matematik ve müzik alanında büyük bir yetenek olabiliyor. Matematikte bildiğim birkaç örnek var" dedi.

Rus piyanist Ilya Itin ise Buğra'nın olağanüstü piyano çaldığını ama Buğra ile çalışmanın kolay olmadığını söyledi. Buğra'nın kendisini müzikle ifade ettiğini belirten Itin, "İstediklerimizi elde edebilmek için konuşmamızı ona göre ayarlamamız gerekiyor ama olağanüstü bir şey.

Buraya gelerek diğer müzisyenlerle bir arada olunca olağanüstü etkileyici bir şey gerçekleşiyor" diye konuştu.

Buğra'nın müzik atölyesindeki arkadaşı Mert Yeşilmenderes de otistik olmasına rağmen arkadaşının piyanoda olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu ve öğretmenleriyle çok başarılı çalışmalar yaptığını kaydetti.

Dikkat Eksikliği Otizmin Habercisimi

Yale Üniversitesi'nde yapılan araştırma, 6 aylık bebeklerde görülen dikkat eksikliğinin, daha sonraki dönemlerde otizme dönüşebileceğini ortaya koydu.

Yale Üniversitesi Çocuk Merkezi, Dünya Otizm Farkındalık Günü'nde, otizm ve otizm tedavisindeki yeni gelişmelere dikkat çekti. Merkezde yapılan bir araştırma, 6 aylık bebeklerde görülen dikkat eksikliğinin daha sonraki dönemlerde otizme dönüşebileceğini gösterdi. Araştırmacılar, çalışma sırasında uygulanan "Temel Tepki Öğretimi" yönteminin beyinhareketlerinde ciddi değişiklikler yarattığını belirtti.
Bir başka araştırmada ise cinsiyet hücrelerindeki spontane mutasyonların otizme yol açabildiğinin belirlendiğini belirten Yale Üniversitesi Çocuk Merkezi Direktörü Fred Volkmar, gelişmelere rağmen araştırmalara maddi kaynak yaratılması ve otistik çocuklara doğru tedavi yönteminin bulunması gibi konularda sorunlar yaşandığına vurgu yaptı.

Otizm Ve İpad

Apple'ın efsanevi kurucusu Steve Jobs, bize "Kendimizi yeniden keşfetmeyi" miras bıraktı. Bu kendini yeniden keşfediş, belki de en çok otistik çocuklar için anlam ifade ediyor.
iPad, ev ödevlerinde çocuklara yardım etme kabiliyeti veya ikinci dili akıcı konuşma üzerindeki etkisi ile eğitimde yepyeni bir çağın kapısını açıyor. iPad'in eğitimdeki gücünün yanı sıra günümüzde eğitim uzmanlarının tüm ilgisi, otizme sahip çocuklara eğitim verilmesi şeklini kökten değiştirmesi üzerine odaklanıyor.
iPad'in yaratıcı ekibi, bu cihazın otistik çocuklarda harikalar yaratacağını tasarım aşamasında hayal dahi etmemişti oysa. Cihaz, kullanılmaya başlanmasından kısa bir süre sonra, tedaviye yardımcı özelliğiyle ilgili başarı öyküleri çoğalmaya başladı. Steve Jobs, iPad2'nin tanıtımında "iPad, bugün beyin ameliyatından otizmin tedavisine kadar pek çok alanda kullanılıyor" cümlesiyle bunu doğruladı…
Uzmanların verdiği bilgilere göre, otistik çocuklar için iPad, iletişimin ve sosyal becerilerin öğretilmesi için etkili, taşınabilir bir cihaz olarak büyük ilgi görüyor. Peki nasıl keşfedildi cihazın bu özelliği? Yurtdışından bazı öykülerle bunu daha iyi anlamak mümkün…
SF Weekly Kaliforniya'nın özel haber yaptığı, Amerikalı Shannon Rosa'nın 9 yaşındaki oğlu Leo, yoğun otizme sahip bir çocuk. Rosa, piyangodan kazandığı iPad'i oğluna götürürken, hiçbir beklentiye sahip değildi. Çünkü, dokunmatik oluşu, simgelerin kaydırılması özellikleri ile birçok kullanıcı için oldukça kolay olan bu cihaz, otizm tedavisi için yaratılmamıştı.
Leo küçük elleriyle tuttuğunda, sanki eski bir dostmuş gibi ve neredeyse hiçbir eğitim olmaksızın, sanki bir teknoloji ustasıymış gibi annesinin şaşkın bakışları altında uygulamaların arasında geziniyordu. Hecelemeyi, saymayı, çizim yapmayı, yap-boz yapmayı, resimleri hatırlamayı ve daha fazlasını öğretmek üzere tasarlanan uygulamalar üzerinde tek seferde 30 dakika geçirmişti bile… iPad ile Leo, bağımsızlık ve günlük yeni beceriler ile çevresindeki havaya olumlu elektrik vermeye başlamıştı.
iPad'in ilk kez Nisan ayında çıkışından beri, otizm uzmanları ve ebeveynler cihazı dünya çapında sayısız ev ve sınıfta kullanıma soktular. Geliştiriciler, özellikle özel ihtiyaçları olan kullanıcılar için tasarlanan uygulamaları pompalamaya başladılar ve ilk araştırmalar otizmli çocuklara yönelik bir öğrenim aracı olarak iPod Touch ve iPad'in verimliliğini ölçmeye başlamışlardı bile. Cihazlar aracılığıyla bu çocuklardan bazıları ilk defa düşüncelerini yetişkinlere iletebiliyorlardı. Diğerleri ise yıllardır uzak oldukları hayat becerilerini öğrenmişlerdi.
OYUNUN KURALLARINI DEĞİŞTİRDİ
Otizmli çocuklar için tasarlanan başka bilgisayarlar olmasına rağmen, sayıları giderek artan uzmanlar, iPad'in daha iyi olduğunu söylüyor. Daha ucuz, daha hızlı, daha çok yönlü, daha kullanıcı dostu, daha kolay taşınabilir, daha çekici ve gençler için son derede havalı. "Bu cihazı otistik çocuğu olan bir ebeveyne göstermemeyi düşünemiyorum" diyor birçok müşterisi ile bu teknolojiyi kullanan konuşma patolojisi uzmanı Tammy Mastropietro. Otizme sahip birçok kişi özellikle ciddi şekilde etkilenmiş olanlar için bu cihazın oyunun kurallarını değiştirdiğini düşünüyor.
Leo'nun annesi Rosa da buna katılıyor. "Genellikle bu bir mucize konuşmalarına takılmam" diyor, "ancak oturma odamızın köşesinde Steve Jobs için küçücük bir sunak dikebilirim".
iPAD, OTİZMİN SEMPTOMLARINI AZALTIYOR
Uzmanlar iPad'in, çocukların hayatın duyusal yüklenmeleri ile başa çıkmada yardımcı olduğunu, yani rahatsızlığın tedavisine yardım ederek, semptomları azalttığını söylüyor.
Laura Holmquist'in inancı da bu yönde. Oğlu Hudson günde 8 veya 9 şiddetli nöbet geçiriyordu. Bir sabah yatak odasında çığlık atmaya başladı—ve gece geç saatlere kadar durmadı. Aile halka açık etkinliklere katılamıyor veya akşam yemeğine çıkamıyor ve çocuk ile iletişimde zorluklar yaşıyordu.
Okul terapisti, iPad kullanmalarını önermişti; şaşırtıcı bir şekilde Holmquist'ler Hudson'un cihazı hemen aldığını söylüyor. Hudson şu anda oyun oynama, fikirler hakkında iletişim kurma ve hatta yap-boz yapma amaçlı bir yol olarak her gün iPad kullanıyor. Bir şey isteyemeyen veya "üzgün hissediyorum" diyemeyen Hudson'un hüsranından ileri gelen saatlik nöbetler yok oldu.
"iPad bize ailemizi geri verdi" diyor Laura FoxNews.com'a yaptığı açıklamada."Oğlumuzun daha önce hiç görmediğimiz yeni bir yönünü bize gösterdi ve dünyası ile ilgili bize bilgi verdi".
Laura dokunmatik ekranlı tabletin mucizevi bir cihaz olduğunu söylüyor.
Hudson Holmquist gibi küçük çocuklar dahi iPad'i, dış dünya ile iletişim kurmanın bir yolu olarak kullanmayı öğreniyor.
UZMANLAR DA AYNI FİKİRDE
Harvard Tıp'ta nöroloji yardımcı doçenti Dr. Martha Herbert ve "Understanding Autism for Dummies" kitabının yazarı Stephen Shore gibi Otizm uzmanları iPad'in kullanışlılığını kabul ediyor.
CDC araştırmasına göre, Birleşik Devletler'de 110 çocuktan birini etkileyen bu rahatsızlık çocukların "kendilerine erişen bilgilerin hızı üzerinde kontrollerinin olmadığı anlamına geliyor" diyor Herbert FoxNews.com'a. "iPad ile içerikten akılları karışmıyor" diyor, "çocuğun daha fazla kontrolü var."
Çocukken kendisi de otizmle mücadele etmiş bir kişi olarak Shore, iPad'in dış dünya ile iletişim kurmak ile kapalı bir durumda kilitli kalmak arasındaki fark olabileceğini söylüyor. İlginç bir şekilde, bunun bir çocuğu otizmin bazı etkilerinden özgür kılacak birtakım gereçlerden ilki olabileceğini – ve konuşmayı artıranlar dahil olmak üzere ek cihazların da yardımcı olacağını söylüyor.
Kuzey Dakota Jamestown Anne Carlsen Merkezinde Yardımcı Teknoloji Müdürü Mark Coppin de iPad'i özel eğitim programlarının bir parçası olarak kullananlardan… Coppin iPad'in, klavye ve fare kullanan bir dizüstü bilgisayarın ötesinde, otistik çocukların ara yüz üzerinde doğrudan kontrolü olmasına izin verdiğini söylüyor.
Otizmli 13 yaşında bir oğlu olan otizm avukatı Areva Martin, iPad'in bu kadar işe yaramasının en önemli nedenlerinden birinin bir iletişim cihazı olarak yüksek bir "havalılık etkenine" sahip olması ve dikkati çocuğa çekmemesi olduğunu söylüyor. 7,000 $-10,000$'lık Dynavox gibi diğer iletişim cihazları dikkati çocuğun üzerine çekiyor" diyor.
ÇOCUKLARI iPad'E ÇEKEN ŞEY NE?
Bazıları giyinmek veya el yıkamak gibi günlük görevleri dahi gerçekleştiremeyen otistik çocukları bu kadar doğal bir şekilde iPad'e çeken şey ne? SF Weekly Kaliforniya'da yayınlanan makalenin ileri sürdüğü ana açıklama, otistik çocukların iPad'e dokunduklarında veya kaydırdıklarında ne beklemeleri gerektiğini bildikleridir. Ancak insan ifadeleri ve tepkilerini öngöremiyorlar ki bu onları hüsrana uğratıyor. Çizim gibi şeyler dahi iPad ile daha kolay çünkü otistik çocukların kalemleri ve boya kalemlerini ellerinde tutması zordur.
iPad'i kullanışlı yapan sadece öngörülebilir dokunma eylemi değildir. Bazı uygulamaların, özellikle eğlenceli grafikleri kelimelerle ve eylemlerle eşleştiren ve çocuğun görevi gözünde canlandırmasına yardımcı olanların, otistik çocuklar için kullanışlı olduğu kanıtlanmıştır. Bir otistik çocuk iPad'de örneğin, el yıkama ile ilgili adım adım bir kılavuz izlediğinde gerçek hayatta ne yapacağını öngörebilmektedir (Avustralya'da yürütülen otizmli bir çocuk- iPad çalışmasının konusu buydu).
TÜRKİYE'DEKİ DURUM…
Avrupa ve Amerika'da iPad, otizm tedavisinde ve eğitiminde yoğun olarak kullanılırken, Türkiye'de ebeveynler ve eğitim kurumları bu teknolojiye çok yabancı… Eğitimde ve günlük yaşamda iPad daha çok kullanılmaya başladığı takdirde ülkemizde de başarı öyküleri anlatılmaya başlayacaktır. Çocuk Ergen ve Erişkin Psikiyatristi Prof. Dr. Yankı Yazgan'ın da görüşleri bu yönde. "Her çocuk gibi, belki daha fazla otizmli çocuklar da, iPad kullanıcısı olabilirler" diye açıklıyor görüşlerini… Yazgan,"iPad'in otizme özel bir yarar sağladığını düşündürecek bir bilgi ya da bulgu henüz yok; bir "tedavi aracı" olmaktan henüz oldukça uzak. Çalışmaların çoğalması, uygulamaların yayılması ile bu konuda fikirlerimiz gelişecektir" diyor.
Tohum Otizm Özel Eğitim Okul Müdürü Doç. Dr. Binyamin Birkan, iPad'in yeni bir teknoloji olması nedeniyle ebeveynler arasında çok fazla bilinmediğini söylüyor.
Eğitimlerde iPad kullandıklarını belirten Birkan'a göre, iPad, otizmli çocuklar için hem bir öğretim aracı hem de serbest zamanlarında kullanabilecekleri eğlenceli bir araç. iPad ile otizmli çocuklara görsel, dokunsal ve işitsel ipuçları sunulabiliyor (Odom, 2011). "iPad'in geniş, renkli ve parlak ekranıyla çekici bir kullanım sağlaması otizmli çocukların ilgisini çekiyor" diyor Birkan. iPad'in avantajlarını şöyle açıklıyor: "Genelde tek elle veya parmakla kullanılabiliyor olması otizmli çocuklara kullanım açısından kolaylık sağlıyor. Tek tuşa basarak anında açılıyor olması, eğitim süresinin etkili bir şekilde kullanılmasını sağlıyor. Kullanımının basit ve karmaşık olmayışı iPad' in en büyük avantajı. Kolay taşınılabilir olması nedeniyle birçok programı mobil hale getirmek mümkün. Dışarıda herkesin kullanıyor olması nedeniyle özel eğitimde kullanılan bazı eğitim araçları (örn., PECS) gibi başkalarının dikkatini çekmez".
Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu'nda iPad ile kavram ve beceri öğretimi, videodan öğretim gibi birçok öğretim tekniği kullanılıyor. Ayrıca iPad ile otizmli çocuklara günlük etkinlik çizelgesi takip etmeyi öğreterek sosyal etkileşim başlatma, serbest zaman ve bağımsız yaşam becerileri kazandırılabiliyor.
Yurtdışında otizm için mucize aracı olarak büyük üne sahip olan İpad, ülkemizde de yakında sözkonusu çalışmalarda kullanılmaya başlayacak gibi görünüyor. Diğer iletişim artırıcı cihazlara oranla, fiyat bakımından oldukça avantajlı oluşu da bu ilgiyi artıracağa benziyor.

Otistik çocukların iPad'leri üzerinden oyun oynayarak ve yap-bozlar yaparak öğrendikleri
5 temel beceri bulunuyor.
1. Sosyal beceriler
2. Küçük kas becerileri
3. Dil ve iletişim becerileri
4. Duyusal beceriler
5. Stres azaltma

Otistik Emirhan'ın İnanılmaz Değişimi Video


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım Otistik Emirhan'ın İnanılmaz Değişimi Video

Doğumsal Sağırlık Ya da Ciddi İşitme Bozukluğu

Otistik bebekler sadece seyrek olarak bıgıldarlar. Sağır bebekler ise normal bebekler gibi bıgıldar. Ancak 6 aylıktan 1 yaşına kadar olan dönemde bıgıldamalarının azalması ve kesilmesi görülebilir. Sağır çocuklar sadece çok yüksek seslere yanıt verebilir. Otistik çocuklar ise çok yüksek ya da normal seslere yanıt vermezken alçak seslere yanıt verebilirler. Sağır çocuklar otistik çocuklardan farklı olarak bebekliklerinde kucağa alınmaktan hoşlanır, anne ve babaları ile ilgilenir ve sevgi gereksinimlerini gösterirler. Odiyogram ya da işitsel uyarılmış potansiyellerde sağır çocuklarda işitme kaybı saptanabilir.

Yiyecek Bağımlılığı ve Otizm

Annelerin çocuklarının beslenmesi konusunda gösterdikleri hassasiyet evrensel boyutta bir annelik davranışıdır

Otistik çocuklar sıklıkla yiyecek konusunda aşırı seçicilik gösterirler.

Annelerin çocuklarının beslenmesi konusunda gösterdikleri hassasiyet evrensel boyutta bir annelik davranışıdır. Öyle ki, çocuğunun yediği yiyecek miktarı ile tatmin olan anne sayısı hastalık halleri dışında yok denecek kadar azdır. Öte yandan, çocukluk çağı tatlı yiyecekler ve abur cubura olan düşkünlüğün had safhada olduğu kısmen seçiciliğin alışılagelmiş bir davranış olduğu bir dönemdir. Bu dönemde, ayrıca, çocukların asla el sürmediği örneğin bamya gibi bazı simgesel yiyeceklerin varlığı da bilinen bir gerçektir. Kısacası çocukluk döneminde, çocuğunun yediği miktarla tatmin olmayan anne ile yaşamının yiyecek konusunda en seçici dönemini yaşayan çocuk karşı karşıyadır.

O nedenle, az önceki ‘otistik çocuklar yiyecek konusunda aşırı seçici davranırlar' cümlesi otistik çocuğu olmayanlarca eksik anlaşılmaya açık bir cümledir. Çünkü buradaki AŞIRI zarfında abartı yok hatta durumun vehametini anlatma konusunda bir yetersizlik vardır. Şöyle ki; otistik çocuğun yiyecek konusunda gösterdiği seçicilik dayanılması mümkün olmayacak boyutta zorlayıcı bir davranıştır.

Bu durum çocuk için zorlayıcıdır. Her ne kadar otizm çocuğun duygu ve düşüncelerini anlatmasına engel olsa da, çocuk bu zorlayıcılığı davranışları ile anlatır. İstemediği yiyeceği değil yemeye zorlanması daha görüntüsü ve hatta sadece kokusunu hissettiğinde çocuk hırçınlaşır, kendini yerden yere atar, elleri ile başını yumruklar, başını yerlere duvarlara vurur, karşısındakini ısırır. Bu tam anlamı ile bir krizdir.

Bu durum aile için zorlayıscıdır. Doğal olarak bu sahnelere tahammül etmek, söz konusu çıcuk bir başkasının çocuğu olsa bile tahammül dışıdır. Buna bir de 2-3 yiyeceğin dışında her şeyi reddeden çocuğunuzu yeterince besleyememek gibi bir annenin dayanamayacağı bir duygu ilave olunca , otizmin AŞIRI seçiciliğinde AŞIRI zarfının yetersizliği yeterince anlaşılmış olur.

-Açık büfesi olan bir lokanta işletiyorum. Lokantamda envayi çeşit yiyecek var. Fakat 5 yaşındaki otistik oğlumun ağzına yıllardır kurumuş bayat ekmekten başka bir şey sokamıyorum. Düşünebiliyor musunuz? Ben ona daha bir lokma karpuz bile veremedim.

Otistik çocuğun yediği gıdalar en sıklıkla süt bisküvi kola çikolata ve muzdur. ‘Hadi sırf bunları yesin yeter ki karnı doysun ‘ kabulüne gelseniz de sorun burada bitmez… Çünkü çocuğun bu yiyeceklere gösterdiği davranış takıntı şeklindedir. Çocuk bu besinlerle uyur, bu besinler olmayınca kıyametler koparır.

- Arabamızı park ettiğimiz garaja gittiğimizde, dört yaşındaki oğlum koşarak bir arabanın altına sürünerek yüzükoyun girdi. Onu zorla ve biraz da çekiştirerek arabanın altından çıkardığımda gördüğüm manzarayı hatırladıkça hala gözlerim yaşarıyor diye anlatıyordu baba şimdi size aktardığım bu yaşanmış olayı her anlatışım da benzer şekilde gözlerim dolarak. Çocuğum toprağa karışmış kraker parçalarını yemeye çalışıyordu.

Otistik çocukların süt ve tahıl ürünlerine gösterdikleri bağımlılığın nedeni nedir? Bu bağımlılığın sigara, alkol, ilaç, madde bağımlılığı ile ilişkisi var mıdır? Depresyonda aşırı yemek yeme bağımlı davranışına yönelmek ile otistiklerin bu takıntılı yiyecek seçiciliğinin ortak noktaları olabilir mi? Konu daha da genişletilerek bu bağımlılık davranışları ile kumar bağımlılığı arasında bir paralellik kurulabilir mi?

Blum ve arkadaşları sigara, alkol, madde ve yiyecek ya da kumar gibi bağımlılık davranışlarını ‘ödül yetersizliği sendromu olarak aynı başlık altında toplamışlardır.* Canlının depresyon ve bunun gibi diğer başka nedenlerle ödülsüz kaldığı dönemlerde benzer bağımlılık davranışlarının ortaya çıktığını öne sürmüşlerdir. Davranışbilimde nedir ÖDÜL? Beyindeki ödül merkezleri uyarıldığında bir davranışı dakikada yüzlerce kez tekrarlayan hayvan çalışmaları göstermiştir ki ‘ ödül ' beyinde merkezi olan ve onu elde edebilmek için bir canlının bıkmadan usanmadan bir davranışı dakikada yüzlerce kere yorulmadan tekrarlayabileceği kadar önemlidir. Davranışbilim tüm canlı davranışlarının doğumdan sonra yaşanarak edinilmiş tecrtübeler ile öğrenildiğini iddia eder. Canlı yaşayarak edindiği davranışların kendi yararına olanlarını tekrar etmeye yararına olmadıklarınna kannaat getirdiklerini bırakmaya yönelir. Canlının yararına olan davranışlar tekrarlamayı hak kazanmış davranışlardır Yani davranışbilim terminolojisine gore ödüllendirilmiş davranışlardır. Böylece , giderek canlının yaşamı boyunca ödüllendirilmiş davranışlardan oluşan bir davranış repertuvarı oluşur. Doğa sadece 8 davranışı ki, bunlar arasında suya besine oksijene yönelmek gibi yokluklarında yaşamın tehlikede olacağı davranışlar sayılabilir, sonradan öğrenilecek davranışlar olmaktan çıkarmış bunları doğum ile birlikte canlının sahip olacağı olmazsa olmaz davranışlar arasına koymuştur. Yani bu 8 davranış canlıların özünde vardır sonradan öğrenilme tehlikesine atılmayacak kadar önemlidirler. Yokluklarında yaşam devam edemez. Suya besine oksijene yönelmek gibi yokluğu yaşamı tehdit eden ve tek hücreli canlılardan insan gibi ileri canlılara kadar tüm canlıların olmazsa olmaz biçimde sahip olduğu bu 8 davranıştan biri de ‘ ödüle yönelmektir'

Doğaldır ki su besin ve oksijene yönelmek canlının yararına olan bir davranıştır. Canlı ‘ödül' niteliğinde olan bu davranışların farkına varamazsa ya da davranışbilim terminolojisi ile ‘ödüle yönelemezse' yaşamı devam edemez. İşte davranışbilim açısından yukarıda sözü edilen ‘ödül' bu anlamda canlıya yararlı davranışlar anlamındadır. ‘ödüle yönelmek ‘ de canlının kendi yararına olanı farkedebilmesi ve one yönelmesi anlamını taşır.

Bağımlılık davranışlarını ‘ödül yetersizliği olarak niteleyen Blum ve arkadaşlarının sözünü ettiği ‘ödül' işte bu anlamda ödüldür. Ödül yetersizliğinde kişi ödülsüzlük içindedir ya da ödül niteliğindeki olguların farkına varamamakta ve ödül aramaktadır. Bu nedenle ödül niteliği taşıyan davranış ya da maddelere yönelmektedir. Bazı ilaçlar sigara ve uyuşturucu maddeler doğrudan beynin ödül sistemlerine bağlanarak ödül niteliği taşırlar. Burada artık canlının yararına olmaları gerekmez çünkü bazı maddeler canlıya yararlı olmaları koşuluna gerek kalmadan doğrudan ödül merkezini uyarma etkisi ile ödülsüzlük durumunu ortadan kaldırabilirler. Ödül algılaması azalmış olan kişi bu sistemlerini uyararak kendine ödül yaratma çabası içinde bu maddelere ya dab u maddeleri sağlayacak davranışlara yönelir. Yaşamsal önem taşıyan bir mekanizmasında sorun olan söz konusu kişiye işte bu nedenle hiçbir telkin hiç bir öğüt ona ödül niteliği taşıyan davranıştan alakoyacak nitelikte olamaz. Kişi ısrarla ve hatta kendisi vazgeçmek istese bile söz konusu davranışı tekrarlamaya devam eder.

Blum ve arkadaşları bu kadarla da kalmamış bağımlılık davranışı gösteren kişilerin bir kısmanda DRD2 geninin yok olduğunu göstererek savlarını kanıtlamışlardır., Otizm Diğer Sendromlardan Nasıl Ayırdedilir,

Otizmlilerin Eğitiminde ABA terapisi dönemi

Türkiye'de 0-14 yaş arası otizmli çocuk sayısı 125 bini bulunuyor. Otistiklerin eğitimi için bir gün bile çok önemli ancak aileler eğitim konusunda tereddütte kalıyor. Amerika'da uzun yıllardır ABA tekniği uygulanıyor...
İstanbul Mecidiyeköy'deki Algı Özel Eğitim Merkezi kurucularından eğitmen Selim Parlak,  otizmlilerin eğitiminde Amerika'da uzun yıllardır ABA (Uygulamalı Davranış Analizi) tekniğinin kullanıldığına işaret ederek,  "Otizmde eğitimden başka bir yol yok. Eğitim sırasında da bireysel farklılıklar büyük önem taşır. ABA tekniği de farklılıkları dikkate alan yoğun bir eğitim programıdır" dedi.
Bir otizmli annesi olan Parin Yakupyan ile birlikte 2007 yılında Mecidiyeköy'de Algı ABA Terapi Merkezi'ni açan Selim Parlak, Türkiye'de son yıllarda yaygınlaşan ABA terapisiyle ilgili bilgi verdi. Merkezdeki eğitimleri Amerika'nın önde gelen merkezlerinde ABA terapisi uygulayan Nicky Nükte Altıkulaç'ın danışmanlığında yürüttüklerini anlatan Parlak, öncelikle çocuklara ABLLS değerlendirme programı yaptıklarını ve izlenecek yolu ona göre belirlediklerini söyledi.  Selim Parlak,  ABA terapisinin bilimsel araştırma kökenli, somut verilere dayalı, görsel değerlendirme olanağı olan, kullanım alanı geniş, kişiselleştirilmiş bir eğitim metodu olduğunu vurguladı.
ABA'nın otizmli çocukların eğitiminin yanı sıra down sendromlu, zihinsel özürlü çocuklarda, akıl hastalarında, okullarda çocukların problem davranışlarını değiştirmek, bağımlılık davranışlarında da kullanıldığına işaret eden Parlak, bu terapinin yaygınlaşması için eğitim seminerleri de düzenlediklerini söyledi.
ABA'nın bir tedavi yöntemi olmadığının altını çizen Parlak şöyle devam etti:
"Ne yazık ki, otizmi iyileştiren herhangi bir terapi, teknik, tedavi henüz bulunmuş değil. Ayrıca, ABA'yı bir tedavi yöntemi olarak değil, bir uygulama yöntemi olarak düşünmelisiniz. ABA tekniklerini kullanarak, çocuğunuza gerekli becerileri daha etkin bir yöntemle öğreterek, davranış problemlerini düzelterek, çocuğunuzun yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlıyoruz. ABA diğer terapi ve alternatif tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılabilir.

Siz yeterince otizmin farkında mısınız?

Otizm, günümüzde her 110 çocuktan birini etkileyerek, çocuklar arasında en hızlı yaygınlaşan nörolojik ve gelişimsel bir bozukluk olarak dünya genelinde hızla yayılan bir hastalık olarak görülüyor. Kesinlikle ülke, ırk, kültür ya da sosyo-ekonomik farklılık gözetmiyor. Dünyada bu yıl şeker, kanser ve AİDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha çok otizm teşhisi alınacağı öngörülüyor. Otizmin bugün için bilinen en etkili tedavisi yoğun bireysel eğitim, sabır, anlayış, empati ve mümkün olduğunca fazla sevgi ve ilgi.

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. 2 Nisanda başlayan “Otizm Farkındalık Ayı” çerçevesinde tüm dünyada otizmle ilgili araştırmaların teşvik edilmesi ve bilinirliğin artırılarak, erken teşhis ve tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Otizm Platformu, Türkiye’deki otizm- li bireylerin ekonomik, sosyal ve kültürel hayata tam katılımlarının sağlanması için çalışan önde gelen 19 sivil toplum örgütünün oluşturduğu bir sivil toplum hareketi. Türkiye’de yaklaşık 670.000 otizmli birey var; bunların nerdeyse 200.000′i 0-14 yaş grubunda.

OTİZM HAKKINDA BİLGİ

Otizm Platformu bütün aileleri ve gönüllü herkesi bağlı dernek ve vakıflara katılmaya, destek vermeye çağırıyor (http:// www.otizmplatformu.org/).

İstatistikler otizmin genetik temelli olduğunu gösteriyor. Ama gene de, ne nedenlerini ne de tam tedavisini biliyoruz. Çevresel faktörler de dahil olmak üzere, otizmin nedenlerinin bulunması ve daha iyi anlaşılması için araştırmalar yoğun bir şekilde devam ediyor.

OTİZMLE İLGİLİ HERŞEY

Otizm sosyal etkileşimi, iletişimi, çoğu zaman öğrenmeyi de etkileyen ve yaşam boyu süren, gelişimsel bir bozukluk. Buna rağmen otizmli bireylerin dikkatlerini herhangi bir şey üzerine toplama ve inceleme yeteneği inanılmaz derecede fazla. Ancak i bu bireylerin, çoğumuzun normalde etkilenmeyeceği veya ilgi göstermeyeceği bazı seslerden, görüntülerden, kokulardan ve ışıklardan kolayca etkilendiği ve o nedenle ilgilerinin kolayca dağıldığı da biliniyor.

Yapılan bir çalışmada otizmli bireylerin özellikle bilgi ve bilişim teknolojisi alanında normalin çok üstünde performans gösterdikleri ve en hızlı sunumlarda bile bilgiyi işlemek ve kritik bilgileri yakalamak konusunda hayli gelişkin oldukları anlaşıldı.

Otizmli bireylerin normal bireylere göre daha detaylı ve karmaşık bilgileri algılama ve işleme yeteneklerinin altında, ilgisiz gibi görünen ufak ayrıntıları bile fark edebilme becerisinin olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle otizmli bireylerin bilgi ve bilişim teknolojisi alanında iş bulma şanslarının hayli yüksek olduğu bildiriliyor.

Yeni bir beyin görüntüleme ve bilgisayar modelleme çalışması ile otizmli bir beynin etkinliğinin ve davranışının tahmin edilmesi hedeflenmiş. Uzmanlar bu çalışma ile, otizmin bazı bilinmeyenlerine cevaplar bulmayı, erken müdahale ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi yolunda daha kesin hedefler belirlenmesine yardımcı olmayı amaçlamış. Beyin görüntüleme ve bilgisayar modelleme ile otizmli bireylerdeki beyin dokusu sisteminde meydana gelen değişiklikler ve bunların beynin işleyişine ve davranışına olan etkileri araştırılmış. Beyin dokusu sistemini, beynin farklı bölgelerini birbirine bağlayan kablolar ya da ağlar olarak düşünebiliriz. Otizmde görülen eksikliklerin bu kabloların bant genişliğini etkilediği yani diğer bir deyişle beynin farklı bölgeleri arasındaki bilgi alışverişinin hızını ve oranını etkilediği belirtiliyor.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ MÜ VAR….TIKLAYIN..

Beyin dokusu beynimizin gizli kahramanlarından biri. Otizmli bireylerde, beyin dokusunun kalitesi bilgisayar modellemesi yardımı ile ölçülerek beyin etkinliklerinin birbirleriyle ne kadar uyumlu olduğu da anlaşılabiliyor. Daha önceki çalışmalarda otizmli bireylerde, beynin ön ve arka bölgeleri arasındaki etkinlik uyumunun düşük olduğu anlaşılmış. Bu yeni çalışmada beyin dokusu kalitesinin de bu bireylerde düşük olduğu belirlenmiş. Beynin algılanan sosyal bilgiyi işlemesi bölgeler arasındaki ağlarla sağlanıyor. Bazı bilgiler beynin ön bölgesinde, bazıları ise arka bölgede işleniyor.

OTİZM NEDİR

Otizmde görülen sosyal bozukluklar büyük ihtimalle ön ve arka bölgeler arasındaki zayıf bağlantıdan kaynaklanıyor. Aynı şekilde dil ve konuşma kavramı da bu yüzden etkileniyor. Görüntüleme ve modelleme sistemi sayesinde problem ortaya konulmuş. Uzmanlar bölgeler arasındaki zayıf bağlantının, beyin dokusunun iyileştirilmesi çalışmaları ile yeniden kuvvetlendirilebileceği görüşünde. Bunun da tek yolu yoğunlaştırılmış bir davranış terapisi süreci. Bu şekilde birçok çocuğun konuşma, iletişim kurma ve okuma, anlama problemlerinin giderilebileceği söyleniyor.

Yapılan bir başka çalışmada ise beyindeki serotonin sinyalizasyonunda meydana gelen bozulmaların otizm spektrum rahatsızlığına ve davranış bozukluğuna yol açtığı belirlenmiş. Halk arasmda mutluluk hormonu olarak da bilinen bir beyin kimyasalı olan serotonin, iki komşu nöronun yani sinir hücresinin birbiriyle temas ettiği bölgeler (sinaps) arasındaki sinyalleri taşıyor. Beyindeki serotonin miktarının ayarlanması, serotonin taşıyıcı sistemi (STS) ile mümkün oluyor.

OTİZM HAKKINDA GELİŞMELER

Daha önceden yapılan bir çalışmada otizmli çocuklarda ender görülen genetik değişimlerin serotonin taşıyıcı sistemini bozduğu anlaşılmış. Bu yeni çalışmada ise fare modeli kullanılarak genetik değişimlerin otizmi nasıl etkilediği açıklanmış. Fare beyninde meydana getirilen genetik değişiklikler biyokimyasal açıdan ufak gibi görülse de, oluşturulan hücre modellerine bakıldığında, beyindeki STS’nin aşırı derecede hızlanarak çok fazla serotonin ürettiği, sistemin çalışma düzeninin bozulduğu ve bu nedenle serotoninin sinapsta sinyal taşımasının engellendiği görülmüş

Bu duruma paralel olarak beyinlerinde genetik değişiklikler oluşan farelerde normal bireylere göre sosyal davranış ve iletişim anormallikleri gözlenmiş. Aynı şekilde, uzmanlar erken gelişim dönemlerinde serotonin noksanlığı çeken bireylerin beynindeki sinir iletişiminde de değişiklikler olabileceğini düşünüyor. Bugüne kadar yapılan birçok çalışmada otizmli çocukların yaklaşık % 30′unun kanında yüksek miktarda serotonin bulunduğu tespit edilmiş. Bu duruma hiperseroto-nomiya deniyor ve bugüne kadar otizm ile ilişkilendirilen en yaygın biyomarkör olarak biliniyor. Ancak kanda serotonin miktarının artması beyinde tersine bir etki yaratıyor. Bu durum sinapsta serotonin aktivitesinin azalmasına, sinirsel iletişimin negatif yönde etkilenmesine ve buna paralel olarak olumsuz davranış değişikliklerine neden oluyor.

Uppsala Üniversitesinde yapılan çalışmada ise otizm ile ilişkilendirilebilecek yeni bir biyomarkör bulundu. Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların ve normal geli- I şim gösteren çocukların dokularındaki ve kan örneklerindeki protein motifleri incelenerek protein değişiklikleri haritalandı. Gelişmiş spektrometrik yöntemler kullanılarak yapılan bu çalışmada, otizmli çocuklarda bağışıklık sisteminde fonksiyon gösteren C3 proteinine ait peptitlerde (bir veya daha çok sayıda aminoasidin birleşmesi ile meydana gelen kimyasal bileşikler) farklılaşmalar olduğu anlaşıldı. Yeni bulunan bu C3 biyo-markörü sayesinde, kan örnekleri alınarak yapılacak teşhislerin daha güvenilir sonuçlar vereceği düşünülüyor.

Annesinin rahminde büyümekte olan bir bebeğin beyninde her dakika yaklaşık 250.000 sinir hücresi oluşur. Her bir sinir hücresi uzun kökler oluşturarak komşu hücrelere ya da daha uzaktaki hücrelere bağlanır. Hamileliğin 6. ayı bittiğinde bebeğin beyninde trilyonlarca sinir hücresi bağlantısı oluşmuştur.

Ancak bu nörolojik gelişimin bazen bir şekilde sekteye uğraması otizm gibi bazı hastalıkların oluşmasına neden olur. Hücresel bozuklukların neden ve hangi erken dönemde olduğu konusu hâlâ açıklık kazanmış değil. Amerikalı bir araştırmacı olan Eric Courchesne, düzensiz gen ve sinir hücresi etkinliğinin otizmli çocukların beyinlerinin büyümesine neden olduğunu savunuyor. Anne karnından başlayarak yaşamın ilk 4-5 yılma kadar, otizmli bir beyinde gereğinden fazla sinir hücresi oluşuyor. Bu fazladan hücreler de diğerleri gibi büyümeye ve bağlantılar kurmaya devam ediyor.

Ancak otizmli beyinler 4-5 yaşından itibaren sinirsel bağlantılarını normal beyinlere göre daha hızlı yitirmeye başlıyor. Otizmli çocuklarda, alın lobunun önündeki beyin zarı kısmında normal çocuklara göre % 67 daha fazla sinir hücresi olduğu bulunmuş. Beynin bu bölgesinin özellikle düşünmek, planlamak, gereksiz dürtüleri engellemek ve dikkati toplamak gibi yönetimsel işlevlerden sorumlu olduğu biliniyor. Çalışmalarda hayatını kaybetmiş otizmli ve normal çocukların beyin dokuları kullanılmış. Aynı çalışmada, 33 beyin dokusu örneğinin (15′i otizmli, 18′i normal) DNA ve RNA analizleri yapılmış. Bu analizler sonucunda gen ifadelerinde farklılıklar olduğu anlaşılmış.

Örneğin otizmli bireylerin beyinlerinde DNA’daki hataları bulup düzelten proteinleri kodlayan genlerin ifade edilme seviyesinin, diğer beyinlere göre daha düşük olduğu görülmüş. Buna ek olarak, sinir hücrelerinin büyümesini ve ölmesini kontrol eden genlerin etkinliğinin de otizmlilerde anormal seviyede olduğu bulunmuş. Eric Courchesne bu sonuçlara dayanarak, beyindeki otizmin zaman çizelgesini oluşturmuş. Buna göre, anne rahminde büyümeye devam eden otizmli bir beyin, kalıtsal bir mutasyon ya da bir virüs, hormon veya zehirli bir madde gibi çevresel faktörler neticesinde, DNA diziliminde meydana gelen hataları düzelten protein genlerinin sentezlenmesini engelliyor.

Bundan sonra hatalar birikmeye başlıyor. Yeni sinir hücrelerinin oluşmasını sağlayan genetik sistemin dengesi bozuluyor ve sinir hücrelerinin aşırı bir şekilde bölünmesine neden oluyor. İşte bu sebeple, yönetimsel işlevlerin düzenlendiği beyin bölgesinde gereğinden fazla sinir hücresinin bulunması bu durumla ilişkilendiriliyor. Doğumdan sonraki 5 yılda, otizmli beyindeki fazladan sinir hücreleri fiziksel olarak daha geniş bir alan kaplayacak şekilde büyüyor ve normalden daha fazla bağlantı kuruluyor. Kullanılmayan gereksiz bağlantıların kesilmesi gerekirken, otizmli beyin bu işlevi yerine getiremiyor. Yaşamın ilerleyen zamanlarında beynin fazladan büyümesi yani fazladan sinir hücrelerinin oluşması, bağışıklık sistemini ve beynin işlevlerini kontrol eden genlerin çalışma düzenini bozuyor.

Bahsedilen bu çalışmalar henüz çok yeni. Bu nedenle kesin bir sonuca varmak mümkün değil. Her bir otizmli bireyin kendine has davranışları ve belirtileri olduğu gibi kendine özel gen profili de vardır mutlaka. Bu da otizmi çözülmesi zor, karmaşık bir problem haline getiriyor. Ama gene de yapılan her bir çalışma yeni bir umut ışığı yakıyor yüreklerimizde. Çok yakın bir gelecekte otizmli tüm insanların yaşam kalitesini artıracak etkili ve kalıcı tedavi yöntemlerinin bulunmasını diliyoruz tüm kalbimizle.

BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ NİSAN
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...