Pages

Ads 468x60px

Nasıl Uygulanıyor?

Her tür müzikle
İşitsel Eğitim'de Dr. Guy Berard'ın buluşu olan "audiokinetron" adlı bir cihaz kullanılıyor. Bu cihaz başka bir ses kaynağından verilen sesleri modüle ediyor, sesleri 15 - 25 bin frekansa kadar değiştirebiliyor. Bir kaset ya da diskçalarla bağlantılı olarak kullanılan "audiokinetron" programlanarak, hastanın durumuna, ihtiyaçlarına göre frekanslar arttırılabiliyor. İstenmeyen frekanslarsa yok edilebiliyor. Sağ ve sol kulağa ayrı ayrı desibelde, volümde ses verilebiliyor. Müzik türünün tedavide bir önemi yok. Ama çocukların zevkle dinleyebilmesi için melodik, zengin ritmli müzikler tercih ediliyor. Çeşitli frekanslar beynin ilgili bölümlerine bu müziğin içinden kamufle edilerek yollanıyor. Beyne ulaşan bu ses dalgaları beynin bazı bölgelerini uyarıyor ve tüm frekans eşiklerini eşit düzeye getirerek aşırı duyarlılık, asimetrik ya da ağrılı algılamayı ortadan kaldırıyor ya da minimuma indiriyor.

İşitsel Eğitim günde iki kez 30'ar dakikalık seanslarla iki haftada gerçekleştiriliyor. Toplamı 10 saat olan 20 seansta tedavi tamamlanıyor. Tedavinin etkileriyse onbeş gün - altı ay içinde görülebiliyor. Altı ay sonunda istenen gelişme sağlanamamışsa tedavi tekrarlanıyor.

Otizm Nedir ?

Otizm yaşam boyu süren bir durumdur.Otizm her bireyi farklı düzeyde etlkiler.Otizm ömür boyu süren bir durumdur ama otizmi olan bireyler birçok beceriyi gerçekleştirebilir ve birçok şeyi öğrenebilirler.Otizmi olan bireyler insanlar duygularını,isteklerini,anlatmakta zorlanırlar.Yeni inanlarla tanuşmakta ve arkadaşlar edinmekte zorlanırlar.Diğer insanların ne düşündüğünü anlamakta zorlanırlar.Otizmin sebebi bilinmemektedir.Çocuğunuzun otizmli doğmasının sebebi sizin kötü bir ebeveyn olmanız değildir!
Bazı ailelerde birden fazla otizmli birey olabilir .Bu da otizmin genetik olabileceği sorusunu akııllara getirmektedir ve bu konuda araştırmalar devam etmektedir.Ama kesin olan şudur ki otizmin sebebi psikolojik bir durum değildir.Otizmi olan bireyler konuşamayabilir.Başka insanların ne söylediğini anlamakta zorlanabilir.Sadece en sevdikleri şeyler hakkında konuşabilir.
Diğer insanların söylediklerini taklit edebilir.Diğer insanların duygularını anlamakta zorlanabilir.Diğer bireylerin oyunlarına katılmak istemeyebilir.Her gün aynı şeyleri yapmaktan,aynı oyunu oynamaktan zevk alabilir.Otizmli bireyler için koordinsayon gerektiren aktiviteler zor olabilir.
Çatal kullanmak,makasla kesmek, bisiklete binmek ya da bıçakla kesmek zor gelebilir.Bir alanda matematik,sanat ya da dil gibi çok iyi olabilirler.Görsel olarak öğrenen bireyler oldukları için gözlem yoluyla başka bireylerin yaptıklarına bakarak yapılanı kolaylıkla öğrenebilirler.Bir aktivitede dikkatlerini toparlayıp yoğunlaştırabilirler.Otizmli bireylerde öğrenme güçlüğü olabilir.
Otizmli bireylerin %70-80'nin zihinsel engelli olduğu doğru değildir.Otizmli bireyler öğrenen fakat öğrendiklerini uygun şekilde uygulamakta sıkıntı yaşayan bireylerdir.Otizmli bireyler okuma-yazma öğrenebilir.

Otizm nedir, otizm nasıl ortaya çıkar

Otizm nedir, otizm tanısı nasıl konur, otizm nasıl ortaya çıkar, otizm belirtileri nelerdir?

otizm cocuk  Otizm nedir, otizm nasıl ortaya çıkarOtizm aşırı mı tanı alıyor? Çünkü pek çok çocuk büyüyünce düzeliyor.

Otizm spektrum bozuklukları (OSB) başka durumlarla çakışabilen, pek çok nörogelişimsel işaret ve semptomu da beraberinde getiriyor.

Bu bağlı olarak, erken evrede tanı almış bazı vakaların hatalı çıkma olasılığı yüksek. Özellikle büyümeyle birlikte otizm spektrum bozukluğu kriterini artık karşılamayan çocuklar arasında bu duruma sıkça rastlanıyor. Araştırmacılar yaşamın erken evresinde pek çok olasılık arasında tanı koymanın doktorlar açısından kolay olmadığına dikkat çekiyorlar.

Araştırmacılar birlikte ortaya çıkan durumlarla otizm spektrum bozukluk tanısındaki değişiklikler arasındaki ilişkiyi araştırdılar. Araştırmacılar elde ettikleri bilgilerde, başlangıçtaki OSB tanısının büyüdükçe değiştiği çocuklarla kıyaslandığında, halihazırda OSB tanısı altındaki çocukların şiddetli veya orta düzeyde öğrenme bozukluğundan veya gelişimsel gecikmeden yakındığını saptadılar.Araştırmacılar 3 ile 5 yaş aralığında OSB tanısı almış olan çocukları büyüdükçe hala OSB tanısı almaya devam eden veya etmeyen çocuklarla karşılaştırdılar.

Halihazırda OSB tanısı altındaki, 6-11 yaş aralığındaki çocuklar-OSB tanıları sonradan değişmiş olanlarla karşılaştırıldığında, bu hastaların daha erken bir yaşta konuşma güçlüğü ve/veya şiddetli veya orta düzeyde anksiyeteden yakınma olasılıkları daha yüksek çıktı.

Halihazırda OSB tanısı altındaki, 12-17 yaş aralığındaki çocuklar–artık OSB tanısı taşımayanlarla karşılaştırıldığında, bu hastaların şiddetli veya orta düzeyde konuşma problemlerinden yakınmaları veya (hafif) epilepsi (nöbetleri) geçirme olasılıkları daha yüksek çıktı.

İşitme problemleri: Geçmişte işitme problemleri olmayanlarla karşılaştırıldığında, eskiden işitme problemleri olanların daha sonra da OSB tanısı alma olasılığı daha yüksek çıktı.
Birlikte ortaya çıkan çok sayıda durum-Diğer çocuklarla karşılaştırıldığında, küçükken birlikte ortaya çıkan pek çok durumu olanların daha sonra da OSB tanısı alma olasılıkları daha yüksek çıktı.Buradaki çok sayı en az iki anlamına geliyor.

Bu bulgular ışığında araştırmacıların bu konudaki yorumu şöyle:

Birlikte ortaya çıkan psikiyatrik durumların ve nörogelişimsel durumların varlığı OSB tanısında değişikliğe yol açıyor. OSB tanısındaki değişikliklerin ise gerçek etyolojik farklılıklara veya tanısal belirleyicilerdeki değişimlere bağlı olup olmadığı soruları ise yanıtsız kalıyor.

Doğumdan Sonra, Emzirme Hakkında Notlar.

Emzirmek, tüm bebekler için olduğu gibi Down Sendromlu çocuklar için de son derece önemlidir. Bu çocukların anne sütü ile beslenmeleri, ağız sistemlerinin kuvvetlenmesini sağlar. Kuvvetli şekilde emmek, normal bir ağız yapısının oluşmasının en iyi yoludur. Emzirme ile alt çenenin gelişimi ve dil hareketi sayesinde ağzın kapatılmasının öğrenilmesi daha kolaydır. Çünkü Down Sendromlu çocuklar bu konuda bazı zorluklar yaşarlar. Ağzın kapatılmasına yönelik erken müdahaleler olumlu sonuçlar vermektedir.

Sizin ve çocuğunuz için önemli olan birlikte olmak ve iyi bir ilişki kurmaktır. Emzirme buna da yardımcı olabilir, fakat zorunlu değildir. Emzirmenin mümkün olamadığı durumlarda çocukla besleme sırasında da  sıkı bir bağ kurulabilir. İlk günlerde çocuğu beslemek çok zor olabilir, fakat pes etmeyin.

Çocuğunuzun ağzını kapamayı öğrenmesi, göğüsten emzirmede biberona nazaran daha kolay olmaktadır. Ayrıca bebeği emzirirken, emzirme ritmine uygun bastırma veya çene altından hafiften okşamayla yardımcı olunabilir. Bazen ilk etapta bir damla sütü göğüsten ele alıp çocuğun ağzına itmek de yararlı olabilir. Bu durumda, emzirme isteğini uyandırmak için, parmak çocuğun ağzında hafiften sağa sola oynatılmalı, bebek ancak emmeye başladığında göğüs verilmelidir.

Emzirme esnasında da ara sıra parmakla bu şekilde davranmak çocuğun emzirme isteğini çoğaltabilir. Bebekteki emmeyi kolaylaştırabilmek için diğer bir hareket de göğüsün ufak pompalamalarla ovuşturulmasıdır. Göğüs ucu bebek tarafından daha kolay yakalanır ve süt hemen gelir. Ayrıca bu yöntem sütün çoğalmasına da yardımcı olmaktadır. Bebek tam doyurulamadığında sütün pompalanıp biberondan verilmesi bebeğin sağlığı için önemlidir.

Çoğu zaman birkaç hafta sonra bebeği sağlıklı bir şekilde doyurmak mümkün olabilir. Bebeği emzirirken farklı problemlerle karşılaşıldığında, anne bir doktora başvurmalıdır. Diğer bilgileri ilgili kurum ve kuruluşlardan alabilirsiniz. İletişim adresleri broşürün arka sayfalarındadır. Yukarı

Otizm heterojen bir hastalıktır!

Stanford Üniversitesi Dergisi  Ocak-Şubat 2011 Sayısı Otizm Makalesi
Otizm heterojen bir hastalıktır. Otizm başlığı altında toplanan çoçukların hepsi aynı kefeye konamaz. Otizmin subgrupları tanımlanmalı, buna göre genler, moleküler yolaklar beyinde ve kanda bu yolakların etkileri araştırmalıdır.  Şu ana kadar olan bilgiler bunun nöronlar arası bağlantılardan kaynaklanan bir bozukluk
olduğu yolundadır.  Hepimizin kromozomlarında çok hafif bozukluklar vardır. Küçük DNA parçaçıkları ya silinmiş ya da çoğalmış eğer bu DNA parçaçıkları gen ihtiva ediyorsa; standart 2 gen yerine aynı genden 1 ve 3 tane oluyor. Mesela otizmli bireylerin %1-2 sinde 16 kromozomun 25 gen ihtiva eden bölgesinde bu tür silinme veya duplikasyonlar saptanmış.

Halen otistik bireylerin deri hücreleri çok amaçlı kullanılarak kök hücrelere sonra nöral tüp deneme embiyonik beyin hücrelerine dönüştürülüyor. Böylece yapay otizm beyinleri oluşturularak bu beyinlerin sırrı çözülmeye çalışılıyor. Bu ilk denemelerde bu hücrelerde yakın mesafe bağlantılarının çok fazla, uzak mesafe bağlantılarının ise çok az olduğu görüldü.
Bu da çocukların tek bir alanda çok başarılı olabildikleri halde farklı konulardaki bilgileri birleştirmede neden zorlandıklarını açıklayabilir.
Bu arada bazı çevresel faktörlerin de ( bu konuda rivayeti muhtelif; ağır metallerden, fazla tv seyretmeye kadar değişiyor.) beyin hücrelerinde ( nöronlarda) bu genetik değişikleri tetikleyeceği düşünülüyor.
Başka bir araştırıcı da hücreler arası bağlantıyı sağlayan proteinlerin üzerinde çalışıyor. Bu bağlantı proteinlerinde (sinaps proteinleri) genetik değişikliklerin oluştuğunu gösteren çalışmalar da var. Bunlardan nöroliğin denilen proteinde oluşan gen değişikliği yapıldığı zaman farelerde otistik davranışların ortaya çıktığı görülmüş. ( Diğer farelerle ilişki kuramamış ama bazı oyunları daha kolay öğrenmişler, tekrarlayıcı hareketler yapmışlar.)
Örneğin otizmli bireylerin yaklaşık % 10’unu oluşturan “Fragil X” Sendromu denilen hastalıkta bu sinaps (bağlantı) proteinlerine etki eden ilaçlarla davranışsal problemlerde kısa süreli düzeltmeler olduğunun gösteren ön çalışmalar vardır.
Ayrıca beyin görüntüleme yöntemleri ile de ( MR) gibi bu çocuklardaki problemlerin ne olduğunu anlamaya çalışan araştırmacı grupları vardır. ( Bu çocuklarda MR çekmenin tüm zorluklarına rağmen) Akson denilen sinir uçlarını inceleyen görüntüleme yöntemleri de (DTI) bu çocuklarda uzun mesafe bağlantısının bozuk olduğunu desteklemektedir.
Kısaca, otizm bütün uğraşılara rağmen halen gizemini korumaktadır. Biyolojik bir açıklama yapılmadan tedavi geliştirilmesi beklenmemelidir.
 Stanford Üniversitesi Dergisi
Ocak-Şubat 2011 Sayısı
California, USA

Özel Gereksinimli Çocukların Mesleki Eğitimlerine Destek

maltepe-eduMaltepe Üniversitesi’nin proje ortağı olduğu Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün özel gereksinimli çocukların mesleki eğitimlerinde kaynaştırma programlarına uyum süreci kapsamında Eylül 2011′de başlattığı uluslararası proje tamamlandı.

Maltepe Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığınca yürütülen Hayat boyu Öğrenme Programı Leonardo Da Vinci-Partnership kapsamında ve Avrupa Komisyonu’ndan sağlanan hibeyle gerçekleştirilen projeye Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yanı sıra mesleki eğitimde öğretmen ve yöneticilere yönelik 3 ülkeyi de kapsayan bilimsel araştırma ve sonuçlarıyla Maltepe Üniversitesi, işitme engelli öğrenciler ile ilgili çalışmalarıylaZonguldak Özel Eğitim Meslek Lisesi, otizmli öğrenciler ile ilgili çalışmalarıyla İngiltere’den Gower College ve öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler ile ilgili çalışmalarıyla İtalya’dan özel kurs eğitim kurumu Ageform destek verdi.

3 ülkeden yaklaşık 40 kişinin çalıştığı proje kapsamında öngörülen yaygınlaştırma çalışmaları ile Maltepeilçesinden 400 öğretmen ve yönetici, 120 kaynaştırma öğrencisi, 3500 mesleki eğitim öğrencisi ve ailelerine birebir ulaşılırken, yayınlanacak olan rehber kitap ve dijital ortamdaki yayınlarla tüm Türkiye’deki mesleki eğitim kurumlarına ulaşılması hedefleniyor.

Kaynak:BeyazGazete

Otizm ve Xbox Kinect


Otizm ve Xbox Kinect
Değerli okuyucular; özel eğitim alanında yardımcı teknolojilerin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Spastik çocuklarla, konuşamayan çocuklarla, fiziksel engelli çocuklarla, otizmli çocuklarla, down sendromlu çocuklarla çalışırken birçok yardımcı teknolojiden faydalanılmaktadır.

Yardımcı teknolojiler en genel anlamıyla gelişimsel yetersizlik gösteren bireylerin işlevsel becerilerinin geliştirilmesi, sürdürülmesi ve arttırılması amacıyla kullanılan nesneler, araçlar, görsel uyaranlar ve benzer ürünler olarak tanımlanabilmektedir.

Yardımcı teknolojilerin kullanımı ile ilgili yapılan araştırmalar otistik özellikler gösteren çocukların eğitimlerinde teknoloji kullanımının çocukların dikkat sürelerinin arttırılmasında, motor becerilerinin geliştirilmesinde, akademik becerilerin kazandırılmasında, davranış problemlerinin azaltılmasında, sosyal becerilerinin geliştirilmesinde ve serbest zaman ve oyun becerilerinin kazandırılmasında etkili olduğunu göstermektedir.

Ben de tüm bu teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyor ve öğrendiklerimi sınıfımda da uygulayarak sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bildiğiniz gibi otizm alanında; özellikle son zamanlarda, bir tablet pc olan ipad cihazının üzerinde çok durmaktayım. Bu konuda açtığım ‘otizm ve ipad’ başlığından ayrıntıları öğrenebilirsiniz.


Bu yazımda ise sizlere daha farklı bir yardımcı teknolojiden bahsedeceğim. Cihazın adı Xbox Kinect(Microsoft).

Kinect Nedir ?

Kinectle, bilgisayar ortamında herhangi bir kontrol çubuğu veya kumanda kullanmadan, sadece el hareketleriyle oyun oynanabilmektedir. Bunun yanında ses de ayrı bir işletimi için geçerlidir. Özellikle hareketli, maceralı oyunlarda bu sistemin çok kolaylık getireceğine inanılıyor. Kinect sisteminin el, kol hareketlerini algılaması ise kızılaltı ışın yayan projektörlerle gerçekleşiyor. Bu ışınlar görünmüyor. Işınların elde ettiği veriler, CMOS algılayıcılarında komuta çevriliyor. Bu sayede oyuna komut gidiyor. İşletim sisteminin kalitesinin yanı sıra bu komutlar bir saniyeden çok daha kısa zamanda ulaşmaktadır. 3. boyut grafiğinde gerçekleşmesi gereken hızlı komutları ise bilgisayara ait olan yazılım sağlıyor. Yani "Kinect", sadece komutları ulaştırmakla sorumludur.

Kinect sistemi, oyuna başlama komutu verilince kızılaltı ışın yaymaya başlar. Çok kısa süre içerisinde oyuncunun baş, gövde, kol, el, ayak gibi kısımlarını ve bu kısımların geçebileceği yerleri algılar. Bu algılama başarıyla gerçekleşince oyunda Kinect kullanılabilir. Kinect'in bu organları ve geçebileceği yerleri bilip, algılaması kendisinde bulunan yazılımdan dolayıdır. Kinect'e dahil olan bu özel yazılımda insanın yapabileceği milyonlarca hareket ve bulunabileceği milyonlarca durum bulunmaktadır. Kinect’in yazılımı oyuncunun hareketlerini eşleştirerek sisteme yolluyor. Bu sayede Kinect, bunların yardımıyla algılayabilmektedir.



Bu sistemi sınıfa kurabilmek için ortalama 102 ekran bir lcd tv gereklidir.

Alınan xbox360 cihazı, tv’ye bağlanarak, otizmli öğrencilerin bazı eğlenceli ve eğitimsel uygulama ve oyunları oynayarak gelişimlerinin desteklenmesi hedeflenmektedir.

Cihazların bazı özelliklerine göre fiyat değişmektedir.

Xbox360 cihazı toplam maksimum 1000 tl civarındadır.

Lcd tv(projeksiyon da olabilir) maksimum 1500 lira civarındadır.

Bu ikisi alındıktan sonra oyun cdleri alınacaktır. Bunlar da cüzi bir miktar tutmaktadır.

Kaynak : http://www.beratcelik.com/

Dünyada ve Ülkemizde Otizmle İlgili Son Gelişmeler

Merhaba değerli okuyucular otizmle ilgili son gelişmeleri şöyle bir toparlayıcı yazı yazmak istedim:

-Çok kısa bir süre önce erken tedavi ile otistik çocukların beyinlerinin değiştirilebileceği konusunda bir araştırma sonucu yayınlandı.

http://edition.cnn.com/2012/10/31/health/autism-therapy-brain/index.html

Zaten bu yıllardır söyleniyor erken ve yoğun bir eğitimle beraber çok iyi seviyeye gelebilen çocuklar var.

-Amerika’da artık 88’de 1 otizm oranı konuşuluyor.

-Meb ülkemizdeki otizmli birey sayısı konusunda ram tanılı(rama başvuruda bulunmuş otizm tanılı öğrencilerin 15.000 civarında olduğunu açıkladı(2012-mayıs), gerçek toplam otizm sayısı tabi ki daha fazla ancak 500 bin olduğunu da düşünmüyorum, Ülkemizde de oranın 88’de bir olduğunu düşünmüyorum, evet otizm hızla artıyor ancak bence ülkemizdeki otizm görülme oranı daha düşük.

-Otistik çocukların eğitiminde teknolojik gelişmelere paralel olarak yardımcı teknolojilerin kullanımı oldukça arttı.(tablet pc, xbox kinect,  özel bilgisayarlar vb)

-Artık konuşmayan otizmli çocukların sesi olabilecek teknolojik aletler geliştirildi.

-Robotlar otistik çocukların eğitiminde kullanılmaya başlandı.

-2013 yılında dsm-5 yayınlanacak. Şu an dsm-4 tanı kriterlerine göre otizm tanılanıyor. Yeni kriterlerde değişiklikler var epeyce…

Öntaslak:

 Nörogelişimsel bozukluklar başlığı altında

A 05 Otizm Spektrum Bozukluğu

Büyük ihtimalle

Seviye-3                         Çok ciddi destek gerektiren

Seviye-2                         Ciddi destek gerektiren

Seviye-1                         Destek gerektiren

Bu şekilde seviyelendirilecek sanırım.


-Otizm Spor merkezleri, farklı terapiler vb. çok arttı. Aileler otizmde neyin ne olduğunu hangi terapiden ne beklemeleri gerektiğini, neyin ne kadar edeceğini, nelere değeceğini vb. kısaca kaynakları çok akıllıca ve iyi yönetmeyi çok iyi bilmeliler. Böyle olduğu sürece herkes istediği şeyi uygulayabilir…

Örneğin özel eğitimin yerini hiçbir şey tutmaz, ancak sınıfta da çocuğa yüzme öğretemeyiz…

-Sınıf öğretmenleri alan değiştirerek özel eğitime geçtiler ve bunların bir kısmı otistik çocuklarla başbaşalar…

-Her çocuğun bebeklikten itibaren belli yaşlarda hatta aylarda periyodik olarak basit tanılama yöntemleriyle taranmasıyla otizmin gözden kaçmayacağını düşünüyorum. Buna yönelik düzenlemelerin bir an önce yapılmasını temenni ediyorum. Nasıl topuktan kan alınarak fenilketonüri vb. rahatsızlıklar tespit edilip gerekli tedavi zamanında uygulanıyorsa aynı sistem basit sorular ve doktor gözlemleri, anket vb. şeklinde tüm çocuklara uygulanarak otizmin çok erken teşhis edilmesi mümkün olabilir. Evet çok erken yaşta kesin otizm demek bazen zordur ancak en azından şüpheli vaka diye bir tabir geliştirilir ve o tarz çocukların uygun yönlendirmelerle desteklenmeleri sağlanırsa bir şey kaybedilmez aksine çok şey kazanılır.

İşte örnek:

ABD’nin California Üniversitesi uzmanları, ebeveynlerin çocuklarının otistik olup olmadığını daha bir yaşındayken teşhis etmelerine yardımcı olacak basit bir test geliştirdiler.“Çocuğunuz oynarken izleyip izlemediğinize bakıyor mu”, “Size bakarken gülümsüyor ya da kahkaha atıyor mu” gibi sorular içeren testi cevaplamak yaklaşık 5 dakika sürüyor. Testi bugüne kadar yaklaşık 10 bin 500 aileye uygulayan uzmanlar, teşhislerde yüzde 75 isabet sağlandığını bildirdi.

-Bir tespit; aileler çok az araştırıp çok az okuyorlar, evet zaman bulmak zor oluyordur ancak yine de bulunan zamanlarda da çoğu aile vaktini otizmi araştırmaya ve öğrenmeye ayırmıyor.

-Başka bir tespit, ilk başlarda aileler tedavi-düzeltme amacıyla milyarlar harcıyorlar ancak sonradan çok önemli bir eğitim materyali, teknolojik alet söz konusu olduğunda çok ağır davranabiliyorlar.

Bir öneri: öğretmen arkadaşların bir kısmı otistik çocuklarla çalışmaktan çekiniyorlar, bu durumun bir çok sebebi var ancak bir tanesini söyleyeyim, ailelerden çekiniyorlar evet. Yani birçok anne baba otizmli çocuğunu normal görüyor ve beklentisi çok yüksek oluyor bu nedenle genelde öğretmenle iyi geçinemiyorlar. Bu nedenle arkadaşlar otistik çocuklarla çalışmaktansa zihinsel engellileri tercih ediyorlar çünkü onları aileleri durumu kabullenmiş vb…

Bu sözlerim yanlış anlaşılmasın aileler tarafından; bunları otistik çocukların iyiliği için söylüyorum, bu durum bu algı devam ettiği sürece otistik çocuklarla çalışacak gönüllü öğretmen bulmak hep zor olacak, bu nedenle ailelerin biraz daha buna dikkat etmesi ve öğretmenleriyle iyi geçinmesi gerekir bence. Benim bugüne kadar böyle bir sorunum olmadı ancak çevremde bu tarz örnekler görüyorum maalesef…
Şimdilik aklıma gelenler bunlar...

Evet Hayır İle Cevap Verme

EVET/HAYIR ILE CEVAP VERME
Cocugun tercih ettigi bir nesne (mesela cubuk kraker) ve tercih etmedigi bir nesneyi (mesela kalem) masaya koyun. Once tercih etmedigi nesneden baslayin. Elinizde tutup “Kalem mi istiyorsun?” seklinde sorun. Hayir cevabini verince odullendirin. Sonra istedigi nesneyi elinize alin ve “Cubuk kraker mi istiyorsun?” seklinde komut verin. Evet cevabini verdiginde odullendirin. Nesne sayisini istediginiz kadar arttirabilirsiniz.
7. FIILLER
(A) Resimli Kartlarla: Bir insanin veya hayvanin yapmis oldugu bir fiili gosteren bir kart secin (Mesela bir cocugun kostugunu gosteren bir kart). “Cocuk burda ne yapiyor?” seklinde komut vererek cocugun fiili isimlendirmesini bekleyin. Davranis, asamali olarak azaltilmak kaydiyla odullendirilir. Istediginiz sekilde ve sayida kartla bu islemi yapabilirsiniz.
(B) Insanlarla: Bu uygulama icin size yardimci olacak birisini secmelisiniz (cocuk veya yetiskin olabilir). Yardimci olacak kimse yoksa kol ve bacaklarini oynatabileceginiz oyuncak bir bebek veya kukla da isinize yarayabilir. Yardimiciniz bir hareketi yaparken mesela “Ali ne yapiyor?” seklinde sorun ve cocuktan fiili isimlendirmesini bekleyin. Otistik cocuklarin buyuk bir kismi zamir kullaniminda zorlandigi icin hareketi kendiniz yapmayin (Mesela “Ben ne yapiyorum?” diye sordugunuzda uygun cevap “yuruyorsun” olacaktir. Halbuki otistik cocuklar bunu soylemekte zorlanabilir. “Yuruyorsun” yerine “yuruyor” demek daha kolay olacaktir).
(C) Kendisi: Cocugunuzdan bir hareket yapmasini isteyin (Fiziksel olarak yardimci olarak veya hareketi kendiniz gostererek bunu yaptirabilirsiniz). “Ne yapiyorsun” komutunu vererek cocuktan fiili ismlendirmesini bekleyin. Davranis, asamali olarak azaltilmak kaydiyla odullendirilir. C asamasi kesinlikle A ve B basarildiktan sonra uygulanmalidir.

Cem Vardarcı Otizmi müzikle yenmeyi başardı

Yaşar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (YÜSEM) Müzik Okulu'nda keman ve piyano eğitimi gören Cem Vardarcı (21), müzik sayesinde insanlarla daha kolay diyalog kurabilen, sosyal ve hedefleri olan bir birey haline geldi.

Türkiye'deki otizm hastası çok sayıda gençten sadece biri. Onun öyküsü, diğer otizmli çocuk ve gençler ile onların ailelerine de örnek olacak nitelikte. Hastalığı erken yaşta, eczacı olan anneannesi tarafından fark edilen Cem Vardarcı için annesi Gülçin Vardarcı ve ailenin bireyleri seferber olmuş. ABD'den hastalıkla ilgili kitaplar ve terapistler getirilmiş. Hastalığı ile birlikte yaşamayı öğrenmeye başlayan Cem'in bu arada müziğe karşı yeteneği olduğu anlaşılır. Bateri çalarak müzik çalışmalarına başlayan Cem, daha sonra Ümran Baradan Güzel Sanatlar Lisesi'nin özel yetenek sınavında başarılı olup, okulun müzik bölümünü bitirir. Okul yaşamı boyunca oğlunun iyi bir eğitim görmesi için çabalayan, işletme mezunu ve iki dil bildiği halde kariyerini bir kenara bırakıp oğluna kol kanat geren anne Gülçin Vardarcı'nın mücadelesiyle Cem, üniversite sınavına giren ilk otizmli olur. Müziği artık yaşam biçimi olarak benimseyen Cem, ekim ayından bu yana Yaşar Üniversite si Sürekli Eğitim Merkezi Müzik Bölümü'nde 'özel öğrenci' statüsüyle burslu olarak öğrenim görüyor. Müzik bölümünde keman ve piyano eğitimi alan Vardarcı'nın hedefi iyi bir müzisyen olmak.

Kaynak . samanyoluhaber.com/

Down Sendromlu çocuklar nasıl gelişir?

Fazla kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak etkilemektedir. Bu durum her zaman da önemli olacaktır. Çünkü kromozom değişimini geri almak mümkün değildir. Fakat unutulmamalıdır ki bir çocuğun gelişimi sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Çevre ve öğrenme faktörleri de çocuğun gelişiminde çok önemli ve etkilidir. Down Sendromlu çocukların ihtiyaçları diğer çocukların ihtiyaçlarından farklı değildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Çevrelerini keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek isterler. Down Sendromlu bir çocuğun  mümkün olduğu kadar sosyal bir ortamda büyütülmesi, gelişimi için son derece yararlıdır.

Çocuklar 1 yaşına kadar bazı önemli gelişmeler gösterirler. Bu gelişmeler anne ve baba tarafından sevinçle karşılanır. Örneğin ilk gülücük veya kendi başına oturması, emeklemesi, ilk adım vb. Down Sendromlu çocuklar birçok şeyi diğer çocuklardan daha geç öğrenir ve normal gelişme prosedürünü daha geç tamamlarlar. Fakat çocuğunuzun bunların hepsini öğreneceğine emin olabilirsiniz. Down Sendromlu çocuklar için aile içi yardımın yanı sıra geliştirme ve rehabilitasyon merkezlerinin yardımı da çok önemlidir.

Down Sendromlu çocuklar birçok olağanüstü işin üstesinden gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların öğrenimleri ve gelişimleri engelli olmayan diğer çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.

Beraber oynanan oyunlar tüm çocukların gelişmesi için önemlidir. Oyunların özellikle engelli çocuklar için daha büyük bir önemi vardır. Çocuk oyunları, tekerlemeler ve şarkılar anne ve çocuğa keyif  verir. Çevre ile kurulan ilişkiler ise konuşma ve sosyal gelişmeyi destekleyerek, çocuğa, kendisine uygun olana katılma imkanı sağlar.

Diğer çocuklar gibi, Down Sendromlu çocukların da fazla oyuncağa ihtiyacı yoktur. Sadece hareket kabiliyetlerini arttıracak ve tecrübe kazandırabilecek oyuncak madde ve materyallerine ihtiyaçları vardır. Oyunda önemli bir diğer nokta ise başka çocukların da bulunmasıdır. Çevrenizde çocuğunuza  birlikte oynayabileceği arkadaşlar arayın. Bunlar engelli olmayan çocuklar olabilir. Göreceksiniz bu çocuğunuzun çok hoşuna gidecektir.

Birlikte oynamaktan engelli olmayan çocuklar da zevk alacaktır. Çocuğun kardeşleri varsa doğal olarak en iyi oyun arkadaşları onlar olacaktır.

İlk yıllarda çocuğun gelişimi için bir destekleme programı oldukça önemlidir. Erken destekleme sayesinde çocuğunuz birçok şeyi daha erken öğrenebilir ve böylelikle kendisini de geliştirebilir.

Çocuğa uygulanan fizyoterapi özel bazı zorlukları azaltabilir ve hareket gelişimini hızlandırabilir.

Çocuğun gelişebilmesi için yapılan yardım, öğrenme ve geliştirme programları, tüm zihinsel ve gelişim zorluğu çeken engelli çocuklar için aynıdır. Fakat her çocuk tektir ve tek başına bir kişiliktir. Bu nokta asla unutulmamalıdır.

Erken  destekleme programları çok olumlu sonuç vermektedir. Ancak bu tür programlar uygulanırken sevgiyle yaklaşmanın önemi büyüktür. Takdir edersiniz ki çocukların zorunlu bir çalışma programına kıyasla sevgiye ihtiyaçları çok daha fazladır. Ve anne-baba, eğitim konusunu gereğinden fazla ön plana çıkarırsa çocuğunun psikolojik dengesini olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıdır. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da Down Sendromlu çocukların her ne kadar birbirine çok fazla benzese de her birinin farklı yetenekleri ve kişilik özellikleri taşıdığıdır.

2yaşında konuşmayı destekleme programları önem kazanacaktır. Çocuğun kendisini daha iyi ifade edebilmesi ve algılamasını kolaylaştırabilmek için çocuk şarkıları, kafiyeler, resimli kitaplar ve basit oyuncak materyalleri çok önem taşımaktadır. Fakat doğru bir seçim şarttır. Örneğin seçilen bir kitabın içinde yer alan resim ya da fotoğrafların tanınması ya da gündelik işlerde kullanılan türden olması daha iyi sonuç verecektir.

Down Sendromu ile bağlantılı birçok hastalık ve problem vardır. Çocukların üçte birinde kalp problemleri vardır. Birçoğunun da mide ve bağırsak, duyma ve görme problemlerinin yanı sıra yüksek bir enfeksiyon olasılığı da vardır. Bu tür sorunlarda erken teşhis ve uygun tedavi Down Sendromlu çocukların hayat şartlarını pozitif olarak etkilemektedir.

Çocuklarda Otizm Tanımı


Engelli Dayanışma Bilgi Paylaşım . Çocuklarda Otizm Tanımı

Otizmin tipik özellikleri

Otistik Bir Çocuk,

Başkalarına karşı ilgisizdir.
Göz temasından kaçınır.
Başkaları ile kendiliİinden iletişim kurmaz.
İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtir.
Diğer çocuklarla oynamaz.
Sürekli bir konu üzerinde konuşur. Sebepsiz şekilde ağlar, güler ve sebepsiz davranışlarda bulunur.
Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar.
Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır. Değişikliklerden hoşlanmaz.
Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamaz.
Bazıları yaratıcılık gerektirmeyen bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar.

Otizmle Hava Kirliliği Arasında Bağ Bulundu


Bilim adamları, çevreyolu kenarında yaşayan çocuklarda otizm görülme riskinin 2 kat daha fazla olduğunu belirlediler.
Fox News'te yer alan habere göre, Los Angeles'ta Çocuk Hastanesi'nin Saban Araştırma Enstitüsü'nde yürütülen çalışmada, çevre yoluna 300 metre uzaklıkta yaşayan bebeklerin otizm riski altında olduğunu açıkladılar. Araştırmacılar, bunu çevreyolundaki kirliliğin türüne ve çok fazla olmasına bağlıyorlar.

Journal Environmental Health Perspectives isimli tıp dergisinde yayınlanan çalışmada, 304 otizm hastası çocuk ile 259 normal gelişen çocuğun incelendiği kaydedildi.


Otizm Tedavisinde Yeni Gelişme

Erken teşhisin çok zor olduğu bu hastalıkta yeni bir yöntem geliştirildi… Bilim adamları, erken teşhisi önemli, ancak bir o kadar da zor,..
Bilim adamları, erken teşhisi önemli, ancak bir o kadar da zor olan otizmhastalığına 10 dakikada tanı konulmasını sağlayabilecek bir yöntem geliştirdi.
İtalyan La Stampa gazetesinin haberine göre, İngiltere’deki Psikiyatri Enstitüsünden Chiristine Ecker ve ekibi tarafından geliştirilen özel bir yazılım yardımıyla kullanılan manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemiyle sosyal etkileşimi ve iletişimi engelleyen bir gelişim bozukluğu olan otizm dakikalar içerisinde teşhis edilebilecek.

Geliştirdikleri programın, hastalığın tanısına yardımcı olan anatomik özellikleri belirleyebildiğini kaydeden Ecker ve ekibi, bunun doğruluğunu ispatlamak için 20 otistik yetişkine, dikkat eksikliği olan 20 kişiye ve 20 sağlıklı bireye MR’la beyin taraması yaptırdı.
Elde edilen verilerin analizinde geliştirdikleri programı kullanan bilim adamları, bu şekilde otizm vakalarının teşhisinde yüzde 90 oranında başarı elde etti.
Bilim adamları, geliştirdikleri tekniğin, çocuklarda otizme erken tanı konulmasında etkili olabileceğine dikkati çekti.

Otizmli çocuklar neler yaşıyor?

Günlük yaşamdaki duyu problemleri çocuğun gelgitler yaşamasına neden olur. Otizmli çocuklar neler yaşıyor? İşte cevabı.

otizm cocuk  Otizmli çocuklar neler yaşıyor?“Otizmli bireyler özellikle sosyal iletişim, duygusal ayarlama, akademik beceriler ve zaman zaman da fiziksel problemlerle baş etmeye çalışıyorlar” diyen uzmanlar, otizmli çocuklar için duyu bütünleme terapisin önemini anlattı.

Bizler duyusal deneyimlerimizi dünyayı keşfetmek için kullanıyoruz. Böylelikle objeleri kullanabileceğimiz her yolu keşfedebilir, çeşitli beceriler geliştirebilir, diğerleri ile iletişim kurmanın yollarını bulabilir ve hem fiziksel, hem de akılsal zorluklar içeren problemleri çözebiliriz. Otizmli çocuklar ise çoğu kez duyusal bilgiyi organize etme, anlama ve yorumlama konusunda zorluklar yaşamaktadırlar.

OTİZM HAKKINDA HER ŞEY

Otizmli çocukların görsel, işitsel, dokunma ve tat gibi uyaranlara maruz kaldıklarında çeşitli dürtü kontrol problemleri ortaya çıkmaktadır. Bu uyaranlar onların aşırı rahatsız olmasına sebep olabilir. Bunun yanı sıra vücut farkındalığı ve hareket sistemlerindeki sorunlar sebebiyle ise sürekli koşmak, zıplamak, hareket etmek eğilimindedirler.


Başkalarının fark etmediği seslerin farkında olabilir veya bebek ağlaması, çöp arabası gibi sıradan seslerden aşırı rahatsızlık duyabilirler.

Otizmli bazı çocuklar yemek veya kıyafetin çeşidi ve yapısı konusunda çok seçici olabilir. Bazı durumları hiç anlamıyor ve bazıları konusunda da aşırı sezgiliymiş gibi görünebilirler.

ÇOCUKLAR DA DEPRESYONA GİRER

Onların duyusal dünyaları duyularının yanlış, belirsiz veya yavaş işlemlenmesine bağlı olarak karışık olabiliyor.

Bebekliğin ilk dönemlerinden başlayarak otizmli çocuklar duyusal bilgiyi işlemleme ve bütünlemede zorluklar yaşamaktadırlar. Bu da onların vücutlarını doğru hissetmelerini ve etraflarında neler olup bittiğini anlamalarını zorlaştırmaktadır.

Günlük yaşamında duyuları ile ilgili yaşadığı bu problemler otizmli bireyin insanlarla iletişim kurmasına engel olurken çeşitli duygusal gel-gitler yaşamasına veya anormal tepkiler vermesine sebep olur.

İşte bu nedenlerle otizmde duyu bütünleme terapisi tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır. Duyu bütünleme terapisi sırasında çocuğun ihtiyaç ve hassasiyetleri göz önüne alınarak özel bir program belirlenir ve uygulanır.

Duyu bütünleme terapisi oyunlar eşliğinde sinir sisteminin gelişimini sağlarken; çocuğun, iletişim, duygusal ve fiziksel gelişim ve öğrenme ile ilgili sorunlarını gidermeyi ya da en aza indirgemeyi hedefler.

Duyu bütünleme terapisi programını bu alanda özel olarak verilmiş olan sertifikalara sahip fizyoterapist ve occupational terapistlerin (ergoterapist) hazırlamış olması gerekmektedir.

Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu

6. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu: Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda dil bozukluğu vardır ancak sözel olmayan iletişimde bozulma yoktur. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda ekolali ve stereotipik konuşma gibi dil anormallikleri daha seyrek olarak görülürken otistik bozuklukta bu anormallikler daha sıktır. Artikülasyon sorunları ise karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda daha sık olarak görülmektedir. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda otistik davranışlar, sosyal yaşantıda bozulma, stereotipiler ve törensel etkinlikler yoktur, varsa da ciddi değildir. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda imgesel oyunlar genellikle varken otistik bozuklukta yoktur.

Otizm ve Xbox Kinect-2

Otizm ve Xbox Kinect-2
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...